Kayıtlar

Kasım, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Doğan Cüceloğlu'ndan Öneriler

Bir kaç gün Doğan Cüceloğlu önerilerini paylaşmak istiyorum. Doğan Cüceloğlu insanın kendini gerçekleştirmesi in yapması gereken beş şey olduğunu söyler. 1. Kendi güçlü yönlerini keşfetmesi Güçlü yönlerinizi keşfetmenin ve bu yönde ilerlemeniz kişisel gelişiminizi hem daha kolay kılacaktır hem de bu süreçte size keyf verecektir. Arzuladığınız şey güçlü bir yanınız olmayabilir bu durumda daha çok yorulacaksınız razıysanız onu seçin. 2. Değişen ortam ve koşullarda kendin olmaya devam et Kişisel gelişimin temel yapılarından biri de kendin olma becerisidir. Bu kolay gibi gözüküyor ama zordur. Yüksek dirayet ister. Yolunuzdan şaşmamak için gereklidir. 3. Gelecekte kim olduğuna karar ver ve onu şimdi yaşarken bilincinde canlı tut Kişisel gelişim hedefsiz bir yolculuk olamaz. Hedefsiz kişisel gelişim boşa kürek sallamaktır. Hedefiniz her zaman belli olsun. Zamanla özellikle de kendinizi tanıdıkça değişiklik gösterebilir olsun eski yaptıklarınız boşa gitmeyecektir emin olun. 4. Gelişim yolculu...

Başarı

Başarı nedir? Bir çok açıklama yapılabilir bu konu hakkında bir kaç gün önce başka tabip asteğmen arkadaş bana sorduğunda "Başarı bulunduğun yerden olmak istediğin yere doğru hareket edebilmek için yaptığın içsel ve dışsal yolculuğun tamamıdır." diye cevap vermiştim.  Türkiye'de başarısız insan sayısının bu kadar çok olmasının sebebi de bana göre ne oldukları yerin farkındalar ne de gitmek istedikleri yerin farkındalar. Ya da farkındalar ama görmek istemiyorlar. Böyle olduğu için de bulunduğu yerin verdiği ızdırabını çekmeye devam ediyorlar. Farkında olmayanlara göstermek ve bilinçlendirmek gerekir, farkıda olup hareket etmeyenlere de hareket ettirecek bir neden gerekir.  Tabi bu bana göre olan başarı tanımı. Michael Jordan başarı tanımı ise şöyle: "Başarı, ödenen bedellerin sonucudur." Michael Jordan başarıyı başarısızlıklara rağmen devam etme becerisi olarak görür. "Kariyerim boyunca 9000'den fazla şut kaçırdım. Neredeyse 300 maç kaybettim. 26 kere ma...

Detoks Etkisi

Herxheimer etkisi diye bir terim var sağlıkta. Maalesef tıp fakültesinde öğretmediler. Mesleğe başladıktan sonra öğrendim bu terimi. Türkçesi toksinden arınma etkisi ya da sizin çokça duyduğunuz detoks etkisi olarak biliniyor.  Vücutta çok fazla toksin birikimi olduğu zaman siz farketmeseniz de vücudunuzda bir çürüme başlar ve zamanla hastalığa yakalanırsınız. Kanser, şeker, ms gibi bir çok hastalığın altında bu toksin birikimi mevcut.  Asıl konuya gelirsek detoks etkisi ise siz antioksidan diyete başladığınız zaman ya da antioksidan tedavi aldığınız zaman vücuttaki toksinler önce kana geçer sonra ter, idrar ve benzeri yollarla dışarı atılır. Detoks etkisi de tam bu atılım esnasında oluşur. Mide bulantısı, baş ağrısı, kaşıntı gibi bir çok etki olabilir. Eğer bu etkilere bir iki gün veya hafta sabredebilirse kişi bu etki kaybolur ve vücut temizlenmiş olur.  Sağlığımız hayatımıza öğretmendir. Bizim hayatımızda da toksin davranışlar vardır. Kanepede saatlerce TV izlemek, sos...

Şanslı Olmak?

Şans; fırsat kapıyı çalınca hazırlıklı olmaktır. Bu sözle ilgili öncelikle bir araştırma anlatmak istiyorum. Şanslı olduğunu düşünenler ve şanssız olduğunu düşünenleri ikiye ayırıp bir odaya alıyorlar. Odada yarım saat geçirmeleri isteniyor. Çıktıklarında 1$ alacakları söyleniyor. Odada ise sadece bir gazete vardır. Şanssız grup odaya girer gazetede dikkatlerini çeken haberleri okur ve çıkar 1$ alırlar. Kendini şanslı hissedenler de aynı şeyi yaparlar ama bir farkla. Gazetede bu gazeteyi sizi buraya getiren kişiye verirseniz size 15$ verecektir yazmaktadır. Bu gazeteyi araştırmayı yapanlara verip parayı alırlar. İşin ilginç yanı kendini şanslı hissedenler bunu bir fırsat olarak görürken kendini şanssız olarak görenler de o yazıyı görmelerine rağmen yazıya kıymet vermemişlerdir. "Abi bazı insanlar çok şanslı." diyen birilerini her zaman duymuşsunuzdur. Peki sizce şanslı bir insan nasıl olunur? Şansı nasıl yakalarız? Ya da şöyle sorayım şansa ne kadar inanırsınız? Ben şahsen...

Platon'un Dersi

Platon'un öğrendiği en önemli ders adlı bir hikayecik vardır bilir misiniz? Ben de geçen gün bir eğitimde öğrendim. Aslında hepimizin bildiği ama çekindiği veya sorguladığı bir ders. Platon hayatının en önemli dersini aradığı söylenir. Başarısız bir insandır ve başarılı yunanlılar listesine ismini yazdırmak ister ama nasıl yapacağını hiç bilemez. Etrafta bit bilgenin dedikodusu dolaşır. Dağın başında insanların öğrenebileceği en önemli dersi veriyormuş. Platon yola düşmüş, hayatının en önemli dersini alırsa hayallerine ulaşabilir düşüncesi ile.  Platon dağa ulaştığında bilgenin yanına gitmiş ve derdini anlatmış. "Ben başarılı olmak istiyorum. Sizden el almaya geldim." demiş. Bilge "Bu dersin sorumluluğu ağırdır. Bu sorumluluğu kaldırabilir misin?" diye sormuş. Platon "Ne gerekirse" demiş ve bilge en önemli dersi vermiş: Yap.  Platon "Ne yapayım?" diye sormuş. Bilge tekrar etmiş "Yap." Platon'un aklı karışık şekilde sormuş ...

Pomodoro Tekniği (Zaman Yönetimi - 2)

Dün zaman yönetimi ile ilgili olarak hayser hover matrisi üzerine yazmıştım. İkinci teknik ise pomodoro tekniği. Bu teknik daha çok çabuk sıkılan insanlar için. Bana çok uygun değil ama çok fazla işe yarayan bir teknik.  Burada yapılan ise şu. Yirmi beş dakika çalışıp beş dakika ara veriyorsunuz. Bunun dört tekrarı bir pomodoro ediyor. Bir pomodoro sonrası yarım saatlik ara verebilirsiniz. Günlük dört pomodoro ile bir çok işi halledebilirsiniz çünkü iki buçuk saatte iki saate yakın işinizle uğraşmış oluyorsunuz dört pomodoro yaparsanız yaklaşık sekiz saat verimli bir çalışma sizi bekliyor.  Bu teknikte bir kaç püf nokta mevcut. Öncelikle zaten yirmi beş dakika çalışacaksınız o yüzden o yirmi beş dakika tüm dikkat dağıtıcılardan uzak durmanız gerekir. Telefonun bildirimleri açıksa onun da kapalı olması lazım. Bir bildirim dikkatinizi çok çabuk dağıtabilir. Yirmi beş dakikanın bir anda yirmi dakikası sosyal medyaya kurban gidebilir.  Diğer bir nokta beş dakikalık aralarda d...

Hayser Hover Matrisi

Resim
Beyhan BUDAK zaman yönetimi üzerine bir videosu var. Zaten bildiğim bu yöntemlerden birini kullanırken diğerini çok kullanmam ama ikisi de çok güzel tekniklerdir. Aslında zaman yönetimi bir sayfada anlatılacak bit eğitim değil. Üzerine iki günlük eğitim seminerleri veren uzmanlar mevcut. O yüzden bu yazının amacı zaman yönetimini öğretmek değil belki bu konuda bir nebzede olsa bilinçlendirmektir.  Bugünlük sadece birinden bahsedeceğim. Hayser hover matrisi. Bu matris sizin için önemli ve acil işleri farketmenizi sağlar. Hayser hover matrisini iki yıl önce ilk öğrendiğimde bir anda vaktimin 24 saatten 48 saate çıktığını hissettim. Çünkü önemli ve acil olmayan işlerin hayatımda çok yer kapsadığını biliyor ama aldırmıyordum. Bu yöntemle beraber kendi gözüme sokmuş oldum resmen.  Şu şekilde hazırlanıyor. Bir kağıdı dörde bölüyorsunuz. Bir bölmeye acil ve önemli olanları, bir bölmeye acil olan ve önemli olmayanları, bir bölmeye acil olmayan ve önemli olanları, bil bölmeye de acil v...

Gizli Öğretmenler

Normalde bugün Beyhan BUDAK zaman yönetimi videosu üzerine yazacaktım. Öğretmenler günü olması nedeniyle öğretmenler ve öğretmek üzerine yazmayı tercih ettim.  Normalde her yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü sadece öğretmenler için olduğunu düşünürdüm. Ama bugün bir şeyi daha hayatımda değiştirerek kafamda öğretmen kelimesinin de manasını değiştirdim.  İki tür öğretmen var aslında hayatımızda. Birincisi okullarda, eğitim yuvalarında kah enerji dolu bir şeyler öğretmek için çırpınan kah bıkkın bir an önce işim bitsin de evimde televizyonu seyredeyim diyen öğretmenlerimiz. Bu öğretmenleri hepimiz biliriz; mesleği gereği bu işi yapar bazıları her yıl dualar alırken bazıları lanetler okutur kendi üzerine.  İkinci tür öğretmenler ise bize bir şeyler öğreten gizli öğretmenlerimiz. Annelerimiz, babalarımız, ustalarımız. Bu gizli Öğretmenler sayesinde de öğreniriz. Hayatı öğreniriz, yaşamayı ve toplumsal kuralları öğreniriz. Aslında gizli öğretmenlerin sayısı daha fazladır hayatımı...

Bir Santimetre Fazla

Bir gün bir profesör konferans yaparken kimler başarılı olmak ister diye soru sorar? Herkes elini kaldırır. Daha fazla başarılı olmak istiyenler elini daha da kaldırsın der. Konferanstakilerin bazıları parmak ucuna basar bazıları sandalyeye çıkar kimler daha başarılı olmak ister der bazıları sandalyeleri birleştirir ve üstüne çıkar. Gördüğünüz üzere bazılarınız sadece bir kaç santim daha yüksektedir. Başarı aslında biraz daha önde olmaya bakar.  Bu küçük ayrıntıların büyük değişimler yaptığına dair o kadar çok örnek vardır ki sadece etrafınıza inceleyen gözle bakmanız yeterlidir. Gezegenler sadece milimetrenin yüzde biri kadar saparsa birbirlerine çarpabilir mesela. Küçük değişimlerin ne kadar büyük fark oluşturduğuna dair bir örneği de Anthony Robbins danışmanlık verdiği bir plastik cerrahi doktorundan örnek veriyor ve "Hastalarına baktığımda bir santim değişim hastayı çirkinden dünya güzeline çevirebiliyor diyor." konuşmasında. Bu sapmalar bizim hayatımızda neyi ifade ediyo...

Bates Mimikrisi

Dün pumadan ne öğreniriz üzerine yazmıştım. Bugün de mümkün olursa bir kelebekten örnek vereceğimi söylemiştim.  Kral kelebek adında bir kelebek türü var. Böcekler ve diğer hayvanlar bu kelebeği yemezler çünkü zehirli olduğunu bilirler. Ama asıl anlatacağım kelebek bu değil. Asıl kelebek vali kelebek adında başka bir kelebek. Bu kelebek zehirli değil ama bunun zehirden daha güzel bir özelliği var. Kral kelebeğini taklit ediyor. Buna bates mimikrisi deniliyor. Zehir üretmiyor ama kendini kral kelebeğine o kadar iyi benzetiyor ki; diğer bütün hayvanlar onu kral kelebek yani zehirli zannediyorlar. Peki bundan ne sonuç çıkaracağız? Kendinize sorun ne istiyorsunuz? Mesela mutlu veya başarılı. Yapmanız gereken mutlu veya başarılı olana kadar mutlu veya başarılıymışsınız gibi davranmaktır sadece. Kulağa biraz tuhaf geliyor olabilir. İsterseniz deneyebilirsiniz. Göründüğü gibi kolay değil baştan uyarayım. Çünkü sadece mimiklerinize yedirmeyiz yetmiyor o durumu, aklınıza ve kalbinize de mut...

Puma Gibi Yaşamak

Bu sabah Özgür ve İlknur Akkaş çiftinden çok güzel bir hikaye dinledim. Daha doğrusu Puma adlı hayvanın bilmediğim bir özelliğini öğrendim.  Bilmeyenler için puma kedigiller ailesinin bir üyesi vahşi bir hayvan. Çok bilinen bir hayvan olmamasına rağmen en çevik kedi diye geçiyor. Zaten dağ ve ormanlarda yaşıyor benim aklımda da hep ince bir ağaç dalındaki asil duruşuyla kalmıştır. Bu sabah Özgür Bey ve İlknur hanımdan öğrendiğim özelliği ise avına göre hareket etmesiydi. Yani tavşan için harcadığı enerji ile ceylan için harcadığı enerji aynı değil. Tavşana tavşan kadar, ceylana ceylan kadar. Ha ceylana ceylana tavşan kadar enerji harcar yakalar o da kısa günün kârı.  Çiftin asıl anlatmak istediği mesele bu değildi tabi. Hayatta bazı şeylere o kadar takılıyoruz ki değmemesine rağmen enerjimizi ona harcıyoruz ve önemli meselelere vakit kalmıyor maalesef. En basitinden bugün sabah dersime arkadaşlara ayıp olmasın diye yarım saat geç katıldım sadece yirmi dakika dinleyebildim. Oys...

Korkular Hayallere Karşı

İnsan neyle yaşar diye bir kitap var okudunuz mu hiç? Tolstoy yazmış. Tolstoy'a göre insan sevgi ile yaşar. Kitap da bunun üzerine kurulu. Bana göre de insan hayat amacı ile yaşar. Ama asıl sormak istediğim soru bu değil. Asıl soru şu: İnsan hayatta ne yaşar?  Bunun cevabını Les Brown şöyle açıklıyor. "Hayallerinizi yaşayın yoksa korkularınızı yaşarsınız." Peki siz ne yaşıyorsınuz? Hayallerinizi mi korkularınızı mı? Hayallerinizi yaşamıyorsanız büyük ihtimalle korkularınızı yaşıyorsunuz demektir. Bir çok insan hatta insanların çoğu "İnsanlar ne der? Yapabilir miyim? Yapamazsam ne olur? Ya arkadaşlarım bana gülerse? Ya ailem beni reddederse?" gibi düşüncelere girerler. Bu düşünceler onları korkutur ve en sonunda korkularının esiri olurlar. Yani korkularını yaşarlar çünkü cesaretleri yoktur. İşin bana göre komik insanlara göre acı tarafı ise bu korkuları sanki ölecekmiş gibi abartılıdır ama farkında değillerdir. Bir gün bir ağ pazarlama sektöründen bir arkadaşla g...

Yetkinlik Devri

İki gün önce bazı astsubaylar ile konuşuyorum. Çalışan ne ister yazısını okudu içlerinden biri. Burada bana komutanım diyen asker azdır doktorluk ve danışmanlık kimliğim daha ön planda olduğu için bir çok asker hocam der. "Hocam bizde de en çok işimize karışılmasın istiyoruz." dedi ve örnek verdi. "Ben yan birlik unsuruyum. Tabur komutanının bilgisi bize göre yetersiz kalıyor. Ve gerçekten işimi iyi yapıyorum. Benden daha iyi bilse bile işime karışması hem psikolojik olarak hem iş gücü olarak yoruyor." dedi. Gerçekten de haklıydı ama sadece askeriyede değil tüm iş alanlarında bu böyledir. Buna Maxwell liderlik yasalarında yetkinlik devri yasası der. Yani işi kendinizden bağımsızlaştırmalı çalışana da kendi yetkisini kullanacağı yetkinlik alanını vermelisiniz. Aradaki bağlar incelebilir. Askeriye gibi ortamlarda astınızın saygısını kaybedersiniz, özel şirketlerde de yetkin bir elemanınızı kaybedebilirsiniz. Peki ne yapmalı? Benim astsubayım gibi işinde yetkin biri is...

Profesyonellik ve Amatörlük

Etrafta çok duyuyorsunuzdur diye tahmin ediyorum. En azından ben çok duyuyorum. "Çok yaratıcı fikirler var ama hayata geçmiyor." diye. Ahmet Şerif İzgören yaratıcılık ile profesyonelliğin zıt kutuplar olduğunu söyler.  Ben ne kadar katılmasam da haklılık payı var. Şöyle ki insanlar bir konuda uzmanlaştıkça belirli kalıpları öğrenir ve o kayıplarda hareket ederler. Kalıpların dışına çıkmaları zordur. Örneğin bir kitapta vurgulamayı soru sorarak yapıyorsa bir yerden sonra çok bu kalıbın dışına çıkmayacak tekrar ile vurgu yapma yöntemini uygulamayacak veya daha az uygulayacak. Yazı şekli o kalıba girmiştir artık. Çok kitap okuyanlar yazıya bakarak yazarın kim olduğunu söyleyebilir. Bunun altında da aynı sebep vardır. Yazar kendine has bir kalıp geliştirmiştir istemli veya istemsiz ve o kalıpla yazar. Amatörler ise kalıp bilmezler. Kural bilmezler. Her öğrendiği kural onun için esnetilebilir bir durumdur. Kalıpları gereksiz görür veya tam kavrayamzlar ama bu onlara sınırsız bir d...

Öğrenci Ruhu

Neyi bilmediğiniz hakkında hiçbir fikriniz yok. - Elon Musk Bugün bilerek bu sözü paylaştım. Bu söz benim için öğrenciliğin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ve öğrenciliğin önemini anladığınız zaman büyümenin sonsuzluğunda hayran kalacaksınız, zamanla insanların da size olan saygısı artacak.  Öğrenci olmanın birinci önceliği geçenlerde de söylediğim gibi egonun olmaması. Ego öğrenmenin düşmanıdır. Biliyorum diyen insan öğrenemez. Bilgi daha ne öğrenebilirim diyebilenindir. Eski Türkçe'de talebe diye geçerdi. Talep eden manasına gelirdi. Çok güzel bir hikaye var ego ile alakalı. Medresede bir mürit hocasının kendini beğenmiş olmasından çok rahatsızdır. Bir gün yanına gider hocam bir maruzatım olacaktı. Hoca buyur eder. Elinde bir kağıt "Bu kağıt Allahın ilmi olsa idi gelmiş geçmiş tüm peygamber ve alimlerin ilmi ne kadar olurdu?" diye sorar. Hocası bir nokta koyar. Mürit "Peki sizin ilminiz ne kadar diye sorar?" hoca hatasını anlar.  Öğrenci olmanın ikinci öz...

Para Yönetimi

Para yönetimi nasıl olur? Öncelikle dün dediğim gibi bir yıl boyunca köşeye yüzde on para koyacaksınız. Ona dokunmak yok. Yok karnım acıktı gidip hamburger yiyeceğim oradan alayım gelecek ay koyarım filan. Koyamazsın arkadaşım. Çünkü bu ay alırsan gelecek ay da alırsın. Önemli olan bu bilinci kendimize kazandırmak. İkinci olarak gereksiz gerekliler listesi. Nedir bu gereksiz gerekliler? İki tane botun vardır. Yeni çıkan bir bot var ve çok beğendin. Ama bu çok gerekli diyebilirsiniz içten içe gereksiz olduğunu bilirsin. En çok yapılan gereksiz gerekli ise dışarıda yemek yemek. Gerçekten gerekli değil. Dışarıda vereceğiniz yemeklerin parası bir asgari ücreti bulabiliyor maalesef. Onun yerine evde salça soğan kızartıp patates koysanız su koysanız bile dışarıdaki yemekten daha mutlu olmanız gerekir. Çünkü o sizin emeğiniz hem ailecek yaptığınız bir aktivite. Üçüncü olarak bir yılınız var ister borsa öğrenirsiniz ister Girişimcilik ister ticaret. Bir yılda hangisini isterseniz öğrenebilirsi...

Maaş Derdi

Bugün maaş günü ödemeler ve faturalar yapıldı. Artan para ile bugüne özgü meşhur bir kahve firmasının kafesine gidip eşinizle veya arkadaşlarınızla bir kahve yanında bir dilim kek yaparsınız beş om gün sonra tekrar gelecek aya kadar dert tasa sizi bekler.  Babilin Kervan Taciri kitabında paranızın yüzde onunu harcamayın. 100 lira ile geçinen 90 lira ile de geçinir. 90 lira ile geçinemeyen 100 lira ile de geçinemez.  Kırk yaş üstü için daha az geçerli olmak üzere özellikle gençler de parayı günlük veya haftalık harcama vardır, geleceğe yatırım fikri çok yoktur. Bu ise zor durumlarda ve acil para ihtiyacı durumlarında insanı sıkıştıran bir ortam yaratmakta ve başkalarına muhtaç etmekte maalesef.  Peki ne yapacağız? Kervan tacirinin dediğini yapacağız öncelikle. Maaşımızın %10 kısmını köşeye koyacağız. Nasıl koymak isyorsanız öyle koyun. İsterseniz altın yapın isterseniz TL olarak isterseniz dolar olarak ister kasa da ister hesapta. Ama o paraya dokunulmayacak. O sizin birik...

Çalışan Ne İster

Öncelikle dün meydana gelen taksim patlamasında ölen tüm vatandaşlarımıza rahmet yaralılara acil şifa ve kalanlara büyük sabırlar diliyorum... Bir çok şirketin ve kurumun en büyük sıkıntısı personelin hızlı değişimidir. Bazı sektörlerde bu yılda %10-20 rakamlarına kadar ulaşır. Bir ara bir hastane müdürüne bu kadar hızlı değişimin nedeni ne diye sordum. "Hocam insanlar çok namkör, iş bulamadığı için iş veriyoruz sonra devlete atandığı gibi biri bırakıp gidiyor. Bizim sektörde hep böyle, özel hastanede sürekli çalışan sayısı azdır. Çoğusu işi bırakır gider." diye açıklama yaptı. Cash 1993 Çalışan Ne ister raporu mevcut. Çoğu iş sahibi bu parametrelerden bihaber yaşar. Aslında bihaber değillerdir. İçsel olarak ve hayat tecrübelerinden neler olduğunu biliyorlar aslında ama işlerine gelmiyor. Peki nedir bu raporun maddeleri? Dört basit madde.  1- Ne yapmamı istediğini söyle. Çoğu çalışan ne yapacağını bilemez ya da iş belirsizliğinden dolayı kendi işi olmayan şeyler de yapar ve b...

İş Nitelikleri

Ahmet Şerif İzgören - İş Yaşamında 100 Kanguru kitabından bir cümleyi seçtim bugünkü yazım için.  İş yaşamında sadece nitelikler vardır ve kurumlar size değil niteliklerinize para öderler. Dünya'nın her yerinde bu böyledir. Lakin iki türlü nitelik vardır. İşle ilgili nitelikler ve işten bağımsız nitelikler. İşle ilgili nitelikler ne kadar çok tercih ediliyorsa o şirketin o kadar ilerleyen ve büyüyen bir şirket veya kurum olduğunu gösterir. İşle ilgili olmayan nitelikler de daha çok o şirketin veya kurumun kültürünü gösterir.  Peki nedir işle ilgili ve işten bağımsız nitelikler? İşle ilgili nitelikler, eğer müdürlük kadrosu ise liderlik, yönetim veya diğer bütün departmanlar başka yerlerde daha önce çalıştığı sektörler, özgeçmiş başarıları gibi niteliklerdir. Bu nitelikleriniz ne kadar çoksa iş bulma veya işte devamlılık oranlarınız o kadar yükselecektir.  İşten bağımsız nitelikler de siz ve çalışacağınız şirketin kültür uyumuna göre alımınızı belirler. Bunlar dürüstlük, ...

Üç Mayın

Dün Furkan Çite'nin bir eğitiminden aldığım notları okuyordum. Üç mayına basmayın diyordu. 1. Olayları AbartMAYIN Etrafınızda olan sorunları abarttıkça o sorun gözünüzde o kadar büyüyecektir. O sorunları abartmadığınız zaman, masaya yaptırdığınız zaman ve sorunun nereden kaynaklanıyor bulduğunuz zaman aslında o kadar büyük olmadığını farkedeceksiniz. Bu mayın bile tek başına insanların hayatını kabusa çeviren bir mayındır.  2. Egonuzu KabartMAYIN Ego ilişkileri aşağı sürükleyen bir durumdur. Kimse karşısında kibirli biri ile konuşmak istemez. Herkes alçak gönüllü insanlarla iletişim kurmak ister. Özellikle yönetici vasfında olan arkadaşların bu konuda daha dikkatli olması gerekiyor. Çünkü makam insana fazladan ego verebiliyor. İşinize saygı duyun ama kendinizi büyük görmeyin. 3. Insanları AldatMAYIN Günümüzde kişisel gelişimin en büyük düşmanlarından biri insanları kandırarak başarı elde ettiğini düşünen insanlardır. İnsanları kandırarak bir yere kadar gelirsiniz ama çökmeye mahkum...

İkna Etmemek

İkna tek taraflı değiş çift taraflıdır diye bir eğitim gördüm. Ki böyle bir yazıyı geçen sene yine okumuştum. Nasıl yani dedim ilk bu yazıyı okuduğumda. Ben karşı tarafı ikna etmeye çalışıyorsam, o neden beni ikna etmeye çalışsın ki diye düşünmüştüm. Sonra açıklamayı okuyunca çok mantıklı gelmişti. Ben karşı tarafı bir şeye ikna etmeye çalışırsam o da beni tam tersi için ikna etmeye çalışacak.  Satışın en önemli sırlarından biri bana sorarsanız ikna etmemektir. İnsanları ikna etmeye çalışırsanız insanları karşınıza almış olursunuz. İnsanları ikna etmek yerine insanlar ile neyi farklı anlıyorsunuz onu bulmaya çalışın. Yüzde doksan ihtimalle aynı şeye sadece farklı bir bakış açısı ile bakıyorsunuzdur. Bunu farkettiğiniz an işiniz çok kolaylaşacaktır. Karşı tarafı ikna etmek için uğraşmayacaksınız.  Peki bunun için ne yapacaksınız? İnsanları dinleyin ve anlamaya çalışın. Açıklama yapıp ikna etmeye çalışmayın kesinlikle. İnsanları anlamaya çalışmak zamanla kazanılabilir bir özelli...

Atatürk'ü Anlamak

Resim
Hiç bir şeye ihtiyacımız yok. Yek gir şeye ihtiyacımız var. Çok çalışmak. - M. K. Atatürk Bugün On Kasım. Atatürk'ü ölüm yıl dönümü. Bugüne özel özellikle iki tip insan daha çok dikkatimi çekiyor. Birincisi Atatürk'ü fotoğrafını paylaşıp seni özlemle anıyoruz diyen ama hiç de özlemle anmayan Atatürk'ü sevdiğini söyleyen ama Atatürk'ü sevmenin Atatürk'ü değerleri ile yaşamak olduğunu bilmesine rağmen umursamayan ekip. Bu ekibin Atatürk'ü anlamadığını düşünüyorum. Çünkü Atatürk'ü anlayan insan çalışkan olur, dürüst olur. İkincisi ise Atatürk'ün fotoğrafından ve sevilmesinden rahatsız olan ekip. Onlara göre Atatürk'ü sevmek dinden çıkmaktır. Atatürk'ün değerleri din dışıdır. Atatürk'ün hilafeti bitirmesi ve Latin alfabesine geçmesi gibi ilkeleri tamamen ülkeyi dinsiz yapmak içindir gibi algılayan ekip. Bu ekibin de Atatürk'ü anlamadığını düşünüyorum. Çünkü Atatürk'ü anlayan insan Atatürk'ün Türkiye'ye kazandırdığı güzellikleri ...

İş İçin Dört Tip

Genel gözlemim ne iş yaparsanız yapın eğer işinizi çok iyi yapıyorsanız dört çeşit insan göreceksiniz etrafınızda işinize bakış açısı olarak. Birinci tip insanlar işinizin illegal olduğunu adam kandırmak olduğunu düşünecek. Bu işi yapanların hepsi diye bir cümleleri vardır. Yaa doktorların hepsi insanlara egosunu tatmin etmek için uğraşır. Bankacıların hepsi paragöz. Esnafın hepsi dolandırıcı, öğretmenlerin hepsi sapık gibi artırılabilecek bir sürü örnek duyarsınız onlardan. Hiç bir insan namuslu değildir. O yüzden bu insanlar sizin işinize laf atıyorsa boş verin. Sadece başkalarını zehirlenmemeleri için dikkat edin. İkinci tip insanlar yaptığınız işi basit görecek görecektir. Onlarla da konuşmaya değmez işinizi. Ya geçen doktora gittim hiç benimle ilgilenmedi. Doktorların hiç biri bir işe yaramaz. Bizim hanımın bir yeğeni polis. Daha silah tutmayı bilmiyor. Polislik de iş mi? Sen beni askerde görecektin. Cebimden on polis çıkarırdım. Bu tip insanlar için diğer tüm meslekler kendi egos...

Öğrenmek Ruhu Gençleştirir

Konuya girmeden önce dün olan Tutak kazasında tüm ölülere rahmet tüm yaralılara acil şifa diliyorum. İnşallah en yakın zamanda sebep bulunur ve önlemler alınır.  Bugün anlatacağım yazıda "İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır." diyor Henry Ford. Ahmet Şerif İzgören 'de bu söz üzerine "18 yaşında yaşlanıyor, 30 yaşında ölüyor, 70 yaşında toprağa gömülüyoruz." der. Neden böyle diyorlar. Çünkü öğrenmeyi bıraktığınız gün ruhunuz yaşlanıyor. Ruhu besleyen şey sevgi ve bilgidir. Ruhunuzun yaşlandığını insanlara kalıp koyduğunuz gün anlayabilirsiniz. Ya da ben artık biliyorum dediğiniz gün eğer farkındalık içinde iseniz yaşlandığınızı anlarsınız. Peki bunun için ne yapacağız diye sormayacağım bugün. Ne yapacağınız belli bir konu hakkında merak edip onu öğrenecek sonra da onu kaslarına geçireceksiniz. Emin olun öğrendikçe gençleştiğinizi farkedeceksiniz.  Hepinize genç ruhlu ölümler diliyorum. 

Kendini İnşa Etmek

Resim
Dün insanın kendini bulması üzerine yazmıştım. İnsanın kendini bulması ve kendini bilmesi gerekir lakin bu durum pasif bir durumdur. Yani insan kendini bulur ve kendini bilirse kimseye zararı olmaz sevilen bir insan olmaya başlar ama kendini bilmek tek başına başarı getirmez. Başarı kendini tekrardan inşa etmekle olur. Nedir kendini inşa etmek? Kendini inşa etmek kendi gelişmiş ve gelişmemiş yönlerini farkedip daha geliştirmektir aslında. Sağlıklı yaşamaktan örnek verirsek. Bir insan sağlıklı yaşamak için kendini bildi. Sordu kendine soruları ve şunu farketti. Düzenli bir uyku düzeni var. Fonksiyonel gıdalarla besleniyor ve sağlıksız beslenmemeye gayret ediyor. Spor ise hayatında hiç yok. Bu kendini bilme kısmı. Kendini baştan inşa etme kısmında ise uyku düzeni konusunda kendini geliştirdiği için bir şey yapmasına gerek yokken beslenme ve spor konusunda hâlâ kendini geliştirmek zorunda. Beslenmede sağlıksız besinlerden uzak kalmaya başlayacak spor konusunda da kendine uygun sporu yapac...

Kendini Bulmak

Bugün bir durum gördüm. "Hayat kendinizi bulmak için değildir. Kendinizi baştan yaratmak içindir." Çok doğru bir söz ama eksik bir söz. Kendinizi bulmadan kendinizi baştan yaratamazsınız.  Peki kendinizi bulmak ve kendinizi baştan yaratmak ne demek? Her yerde laf olsun torba dolsun diye söylenir ama nasıl olacağı söylenmez. Biraz çileli bir yoldur. Çok güzel bir sözü var Ahmet Şerif İzgören'in "Üç kişiyi yönetemeyen adamdan yönetim üzerine eğitim alınmaz." diye. Aklınıza gelebilir zaten almam diye ama etrafta bir sürü reklam ile kendini abartıp bu şekilde para kazanan insan var. Ben de kendini bulan ve baştan yaratan bir adamım diyemem ama bu yolun yolcusuyum sadece yolculuğumdan bahsedeceğim. Kendini bulmak için kendinize bolca soru sormanız gerekir. Bunun üzerine bir sürü filozof ve din adamı bu soruları sormuş kendince cevaplar vermişler ama bu kadar ağır sorulara gerek yok. Yaşınız kaç olursa olsun nasıl bir hayat istiyorum? Hayatımdan memnun muyum? Neden me...

Çalışmamanın Bahaneleri

Bugün üç askerle oturduk. Üçü de fakirlik zenginlik hakkında konuşuyordu. Üçü de neden zengin olamayacaklarını kendi buldukları nedenlerle açıklıyordu. Birincisi dedi ki; bizden zengin olmaz. Coğrafya kader işi. Eğer bu ülkede doğmasaydık çalışır kazanırdık, biriktirirdik bu ülkede imkansız kardeşim. 30 yıl çalışsan kazandığın para ile ne ev alınır ne araba. İkincisi dedi ki; babadan dededen zengin olmak lazım yoksa olamazsın abi. Bak adam babadan zengin olmuş. Kırklareli'nde askerde iken sahile kadar ormanlık alandı. Babadan zengin biri geldi arsa aldı kendine villa yaptı sonra cevizlerin güzel olduğunu farketti. Parayı bastı tüm arsayı aldı. Adam helikopterle gelip gidiyor abi. Babadan zengin olmazsan zor. Olmuyor abi. 30 yıl çalışsan kazandığın para ile ne ev alınır ne araba. Üçüncüsü dedi ki; Allah yürü ya kulum diyecek abi yoksa olmaz bu işler. Sen istediğin kadar çalış nasibin yoksa o işler hayatta olmaz. Bak bizim orada bir adam vardı. Evde giyecek tek terlikleri vardı. Eşi ...

Başkasının Derdi

İnsan hayatı ne kadar basit bir el yapımı patlayıcı bir genci hayatından edebiliyor ya da yeni evli bir genci ayağından edebiliyor. Bu sadece insanlar için bir gazete manşeti ya da durumda paylaşacak kadar önem taşıyor.  Bir kaç hafta önce bir genç şehit oldu mesela. Baktım insanlar durumlarda paylaştılar. Ama sadece durumlarda paylaştılar kimse kalbinde paylaşmadı; paylaşamadı o acıyı. Sonra instagram ve Facebook üzerinden komik videoları paylaşmaya devam ettiler. Bir acıyı kalpte ve zihinde paylaşmak çok zor olmalı diye düşündüm önce çünkü durumu paylaşınca başka dünyalara giriyor insan.  Bir başka sebep daha var aslında. Kendi dünyaları var. Kendi dertleri o kadar kendilerini sarmış ki, değil dağda ölen bir genci, yanı başındaki insanı bile göremiyorlar. Dertleri ise bugün kıyafetim az, dün et yiyemedim, meyve suyum bitmiş, sevgilim beni terketti vs.  Peki ne yapacağız? Dünya kanunudur ne kadar verirseniz o kadar alırsınız. Hepimiz birbirimizin derdi ile dertlense idik...

Kararsızlık

Bir gün bir profesör bir hamster getirir kutunun içinde ve cumaya kadar öğrencilerle beslerler. Cuma günü kutuyu bırakıp giderler ve pazartesi geldiklerinde hamster ölmüştür. Hamster sınıftakilere sorar bu hamster neden öldü diye. Sınıftaki herkesten farklı farklı fikirler çıkar. En çok çıkan fikirler havasızlık, açlık ve susuzluktur. Profesör cevap verir: kararsızlık. Kutuyu açtığı zaman kutunun her yeri delik deşik olmuştur. "Her tarafı delmek yerine bir tarafı delseydi kurtulurdu der."  Etrafta bir çok insan görüyorum çok yakın arkadaşlarımdan da var. Yılda on işe giriyor bu iş olmadı diyor. Yılda on işe gireceğine bir işe on yıl girse ustası olacak oysaki. Çok güzel bir Japon atasözü var. Tarlanın yirmi yerini bir metre kazarsanız su bulamazsınız, ama bir yerini yirmi metre kazarsanız su bulursunuz.  Peki ne yapalım? Öncelikle ne yapmak istediğinize karar verin. Ondan emin olup olmadığınıza karar verin. Sonra o işe başlayın. Ya olmadı diyip vazgeçmeyin. Bir bebek yürümeyi...

Mükemmeliyet Çöplüğü

David BURNS iyi hissetmek kitabında mükemmel olma çabasının insanı ruhen nasıl yıprattığını anlatıyor. Verimi de çok fazla düşürdüğünü söylüyordu. Yıllar sonra Ziya Şakir Yılmaz'ın mükemmeliyet çöplüğü diye bir tabirini duydum. O çöplükte üretim olmaz diyordu bir eğitiminde.  Mükemmeliyetçilik neden bu kadar zararlı çünkü öncelikle sizin pratiğe geçmenize izin vermez. Teorikte o kadar takılı kalırsınız ki pratiğe geçemezsiniz. En mükemmeli olsun diye uğraşırsın ama size bir sır vereyim mi em mükemmele asla ulaşamazsınız. Her şeyin her zaman daha iyisi vardır. Bu saldım çayıra mevlam kayıra mantığı ile iş yapın demek değil. Ne de olsa kervan yolda düzülür diye düşünürseniz çok fazla şeyi düzeltmek zorunda kalırsınız ama belli bir plan dahilinde her şeyi yaptıktan sonra elbet sorunlar da olacak onları da yolda düzersiniz zaten sıkıntı olmaz. Mükemmeliyetçi bakış açısının bir başka sıkıntısı ise yöneltilen insanlarda baskı hissi ve huzursuzluk oluşturmasıdır. Eğer yönetici kadrosunda ...

Değer Çift Taraflıdır

Kuzey Irak'ta askerdeyim iki buçuk ay oldu neredeyse. Yarbay ile de oturdum sözleşmeli er ile. Kibirli adamla da oturdum alçak gönüllü insanla da. Rütbe değer katmıyor kimseye. Değerli olanların tek bir ortak özelliği vardı. Etrafına değer katan insanlardı.  Bir örnek vermek gerekirse ben tabur komutanının habercisi ile oturuyorum iki haftadır. Sözleşmeli er iki arkadaş burada duruyorlar. Tabur komutanı yemeğini çayını hazırlıyorlar veriyorlar. Misafir olursa çay götürüyorlar vs. Tabii gençlerin devreleri de buraya sıkça geliyor çünkü batarya şarjı olsun çay olsun burada oluyor ister istemez. İki gün önce dört kutu süt geldi. Sütü görünce bir bardak süt ısıtsam içer miyiz diye sordum bir sözleşmeli er de misafirliğe gelmişti üçü de içeriz komutanım dedi. Isıttık ben içine kafe gold döktüm. Burada kafe gold istihkak olarak geliyor. Yani devlet askere kahve ve çay gönderiyor. Gençler nasıl oluyor komutanım süt ile kahve diye sorunca şaşırdım açıkçası. Güzel olur siz de deneyin dedim....