Profesyonellik ve Amatörlük
Etrafta çok duyuyorsunuzdur diye tahmin ediyorum. En azından ben çok duyuyorum. "Çok yaratıcı fikirler var ama hayata geçmiyor." diye. Ahmet Şerif İzgören yaratıcılık ile profesyonelliğin zıt kutuplar olduğunu söyler.
Ben ne kadar katılmasam da haklılık payı var. Şöyle ki insanlar bir konuda uzmanlaştıkça belirli kalıpları öğrenir ve o kayıplarda hareket ederler. Kalıpların dışına çıkmaları zordur. Örneğin bir kitapta vurgulamayı soru sorarak yapıyorsa bir yerden sonra çok bu kalıbın dışına çıkmayacak tekrar ile vurgu yapma yöntemini uygulamayacak veya daha az uygulayacak. Yazı şekli o kalıba girmiştir artık. Çok kitap okuyanlar yazıya bakarak yazarın kim olduğunu söyleyebilir. Bunun altında da aynı sebep vardır. Yazar kendine has bir kalıp geliştirmiştir istemli veya istemsiz ve o kalıpla yazar.
Amatörler ise kalıp bilmezler. Kural bilmezler. Her öğrendiği kural onun için esnetilebilir bir durumdur. Kalıpları gereksiz görür veya tam kavrayamzlar ama bu onlara sınırsız bir düş gücü verir. Tek bakış açısı yerine çoklu bakış açısına sahip olurlar farketmeden o yüzden daha yaratıcılık kazanır yaptıkları işler.
Peki doğrusu nedir? Profesyonel olup yaratıcılıktan uzak bir iş modeli mi yoksa yepyeni bakış açılarına sahip ama kalitesiz iş modeli mi? Tabiki ikisi de değil. Profesyonel olmaya çalışırken bir yandan da yeni bakış acılarına amatör ruhunu kaybetmemek en iyisi. Bunun için kendinizi her daim güncel tutmanız lazım. En zoru bu. Amatör çalışmak bir kaç gün profesyonel çalışmak bir kaç yıl alır ama ikisinin dengesini kurmak bir ömür ister.
Hepinize işinizde profesyonel yaklaşırken bakış açılarınızı kaybetmediğiniz bir hayat diliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder