Kayıtlar

Eylül, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İlk Yudum

Pepsi yudum testi denilen bir test var. Hiç duydunuz mu? Büyük ihtimalle duymamışsınızdır. Pepsi yıllar önce insanlar Pepsi mi daha çok içer yoksa Coca-Cola mı içer diye insanları test yapıyorlar. Bardakların birinde Pepsi var diğerinde Coca-Cola. Denekler ikisinden de bir yudum alıyor ve bilmiyorlar ama Pepsi içmeyi seçiyorlar. Piyasada sonuç böyle çıkmıyor ama Coca-Cola önde gidiyor. Hatta yudum testini Coca-Cola uygulayıp yeni bir tat çıkardığında Coca-Cola içenler isyan ediyor ve eski ürünü istiyorlar. Peki neden bu şekilde çıkıyor? Bir sürü neden olmasına karşın ben sadece bir tanesinden bahsedeceğim. Ar-Ge çalışmaları sonradan şunu farkediyor. İlk yudum etkisi. Yani insanlar ilk yudumu içtiği zaman beğendikleri ürün ile bütün şişeyi içtiklerinde beğendikleri ürün aynı değil. Toplumda yüksek oranda bir arabesk müzik dinleyen bir kesim var. İnsanın enerjisini alan bu müziği neden dinliyorlar peki? Sigara içenler zararlı olduğunu -hatta bir çoğu hiç bir tadı yok bu meretin der- bilm...

Ön Yargı Üzerine 2

Baskın grup ile pozitif çağrışım kurmayı sen seçmezsin ama senden beklenen budur. Nereye bakarsan bak o grubun iyi şeylerle eşleştirildiğini görürsün. Gazetenin sayfalarını çevirirsin, televizyonu açarsın ve bundan asla kaçamazsın. - Mazharin BANAJI(Harvard Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi) Bu cümle biraz karışık gelebilir. Daha basitçe farkında olmadan Amerika'da yaşıyorsanız beyaz ırka karşı daha ılımlı Türkiye’de yaşıyorsanız üst düzey asker ve polis ve devlet adamlarına karşı daha saygılı olacağınızı anlatıyor. Çünkü Amerika'daki baskın grup beyazlar Türkiye’de (baskın grup daha belirsiz olduğu için saygın grup olarak değiştirdim) saygın grup üst düzey devlet adamlarıdır. Ve bunu yaparken çoğunlukla bilmiyorsunuz bile. Televizyonda gördüğünüzde bile istemsiz bir saygı moduna giriyorsunuz.  Bıçağın diğer yüzünde ise diğer grubu istemsiz hor görme geliyor. Eskiden sosyal medya bu kadar yaygın değilken sadece duyduklarımız ile şekillenirken iç dünyamız; şimdi yüksek...

Hızlı Okuma Testi

Dün okuduğum bir deneyde insanlara hızlı anlama testi yaptırılıyor kelimeleri dağınık 12 cümleyi en hızlı kaç dakikada bitirebilirler. Cümleler ise şunlar:  "Endişe o ediyordu sürekli."  "Antalya'dan geliyor portakallar taze bu." "Topu fırlat havaya at sessizce." "Ayakkabıları değiştir eski olan." "Adam gözlemliyor bazen insanları izliyor." "Ter dökmüş olacaklar yapayalnız onlar." "Gökyüzü dümdüz gibi kâğıt gri." "Şimdi geri almalıyız unutmadan biz." "Haydi bingo oynayalım yazalım bakalım." "Güneş ışığı sıcak buruşturuyor üzümleri." Kolay olsun diye bazı cümleleri değiştirdim tabi. Testin asıl amacı çözmek değil zaten. Testin asıl amacı insanların yürüyüş hızını değiştirebilmek. Ve sonuçlarda testi yapan herkesin yürüyüşlerinin yavaşladığı ortaya çıkmış? Peki neden çünkü cümlelerde sessizce, Endişe etmek, eski, buruşuk, gri,bingo ve buruşuk gibi kelimeler mevcut. Bu kelimeler bilinç ...

Her zaman böyle oldun!

Sevdiğim bir kardeşim bir yazı paylaşmış WhatsApp durumunda. Arkasındaki manaya düşünmeden açıkçası ona üzüldüm eskiden ben de öyleydim. Yazı güzelse arkasındaki manayı anlamadan paylaşırdım. Yazı şu şekildeydi galiba: "Bir ilişkide iki taraf da fedakarlık yapar. Biri fedakarlık yaparken diğeri kar elde ediyorsa ona ticaret denir." Paylaşan arkadaş farkında değildi ama bütün tacir ve esnaflara dolandırıcı deniyor cümlede aslında. Kendisi de bir tacısın yanında çalışan kasa görevlisi zaten. Hemen mesaj attım. Biri feda ediyorken biri kazanıyorsa buna aldatmak denir. Ticarette biri değer veya hizmet satın alırken diğeri de bunu satın alır. İki taraf da kazanır. Biri para kazanır diğeri ürün veya hizmet kazanır. Böyle örnekler çok maalesef. Mesleğimden dolayı en çok karşılaştığım diğer şey bütün doktorlar ve avukatlar paragözdür. Bu tür genellemeler sizi sınırladığı gibi sizin ön yargılı düşünmenize de sebep olur. En büyük hatalardan biri "her zaman, bütün" gibi kelime...

Boğulan Denizci

Bir hikaye kitabında bir hikaye okumuştum. Kader ile ilgili ama ben aynı hikayeyi başka bir bakış açısı ile değerlendirmek istiyorum. Bir gün 40 yıllık bir denizci yıllar boyunca girdiği her savaşta ya galip gelmiş ya da gemileri batsa da hayatta kalmış intikamını düşmanlarından almış ve artık denizcilik yapamayacağına karar verip denizcilik işini bırakmış. Bir gün kahvehanede bir bardak çay içerken boğulup ölmüş. Bu adam yıllarca denizi ciğerlerine yutmadığı için ölmediği gibi o günde çayı ciğerlerine kaçtığı için ölmüştür. Bizim psikolojimiz aynı bu denizci gibidir. Siz etraftaki sizi kötü etkileyen negatif yorumları veya aklınıza gelen olumsuz düşünceleri ne kadar içinize alırsanız o kadar kötüye gider psikolojiniz. Siz onları kabul etmediğiniz sürece onlar sizin beyninizde yer etmeyecektir. Ne yapmalı bu durumda en bariz çözümü kendimizi olumsuz durumlara kapatıp olumlu ve bize enerji verici şeylerle uğraşmaktır. Mesela işteyiz ve iş arkadaşlarımıza mecburuz o durumda ne yapmak g...

Ön yargı

Ziya Şakir Yılmaz Bey'in ses kayıtlarında bir hikaye dinlemiştim. Bir gün bir adam üç çocuğu ile metroya biner çocuklar metroyu birbirine katar ama baba sessizce oturur hiç bir şey demez. Metrodaki insanlar rahatsız olmaya başlar öfler püfler ama adamda ses yoktur. Sonunda yolculardan biri dayanamaz ve "beyefendi çocuklarınıza hakim olur musunuz bütün metro rahatsız görmüyor musunuz" diye sorar. Adam üç çocuğuna bakar mahcup olmuştur. Özür dilerim eşimi kaybettim farkında değildim der ve çocukları alıp o durakta iner hemen.  İnsanları ne kadar dinliyoruz ya da dinliyor muyuz? Günümüzde o kadar ön yargılı bireyler hâline geldik ki kimse kimseyi dinlemek için çok da uğraşmıyor.  Önyargı bir ruhi hastalıktır. Bu hastalıktan kurtulmanın yolu da insanlar hakkında fikir oluşturmadan onları dinleyip anlamaktır. Sizleri insanları ne kadar çok dinlemeyi öğrenirseniz o kadar da ön yargıdan uzak bireyler hâline gelirsiniz.  Hepinize ön yargıdan uzak bir hayat diliyorum.

Sandviç Tekniği

Film seyrederken bir sahne aklıma takıldı. Anne kızının istemediği bir haberi vermeden önce şöyle anne kız bir kahve içemedim diye kahve yapıp getirmiş. Bunu izlediğim zaman hemen meşhur bir fıkra geldi. Bir eğitmen bir seminerde kadınların şikayetlerini dinliyor. Hepsinin genel manada şikayeti aynı. Eşlerinden güzel kelimeler duymadıklarını söylüyorlar. Eğitmen hepsinin eşlerine seni seviyorum yazıp gelen cevapları sesli okumasını söylüyor. Tabi bütün kadınlar mahcup. Gelen mesajlardan bazıları şöyle "ne oldu kredi kartını çok mu kullandın?" "Arabayı mı çarptın?" "Kız kardeşin mi geldi?"  İnsanlara hep kötü bir şey söylemeden önce iyilikler yaparsanız dünkü yazıyı okuduysanız akıllarında bir yolak oluşur. Bu iyilik yaptıysa bir yanlış yapmıştır kesin. Bu durumdan uzak kaçmak lazım. Yoksa aramızdaki ilişkileri kendi ellerimizle baltalarız. Sağlıklı ilişki bu şekilde kurulmaz. En çok öğretilen sandviç yöntemi bile sık sık kullanılınca bu duruma yol açıyor. ...

Ezilmiş Çimler

Bazen çimlerin üzerinde yürürken dikkatimi çeker. Köşesinde yol vardır ama insanlar köşeyi dönmekten üşendiği için çimen geçerler ve orada bir yol olur basa basa. Hatta bununla bir caps vardı yıllar önce aradım da bulamadım. O çimlerde çıkan iz gibi beynimizde de izler var. Neyi çok fazla yaparsak beynimizde iz kalır. Her sabah kalktığımızda telefonu elimize alıyorsak her sabah kalktığımızda aradığımız ilk şey telefon olur. Bunun güzel yanı bir şeyde başarılı olmayı bir kere öğrenirseniz hep o yolla başarılı olmaya çalışıyorsunuz. Başarılarınız devam ederse başarılı bir karaktere dönüyorsunuz. Ama mutlu olmanın yolunu telefondan almaya başlamışsanız maalesef hep oradan almaya çalışıyorsunuz. Yarın onunla ilgili yazı yazacağım zaten. Beynimizde olan yol o kadar sağlam ki hatta bazı psikiyatristler o yola nedenli depresyon hastası olduğumuzu da söylüyorlar. İlk üzüntü bize biraz mutluluk veriyor sonrası beyinde bir depresyon için zamanla otoban yol açıyoruz maalesef.  Peki bunun çözü...

Tarafsızlık ve Kayıtsızlık

Para olanca tarafsızlığı ve kayıtsızlığıyla bütün değerlerin ortak paydası olmuş, nesnelerin özünü, bireyselliğini, özgül değerini, karşılaştırılamazlığını silip atmıştır. - Georg SIMMEL Bu söz normalde kapitalizm karşıtı olarak yazılmış çok derin bir sözdür. Ama benim her şeyi insan psikolojisi ve kişisel gelişimine yoran aklım -ah benim yarım aklım- kayıtsızlık ve tarafsızlığın ortak payda olması kısmında havai fişekler patlattı bende. Ne demek istiyorum. Siz ne kadar bir konuda kayıtsız ve tarafsızsanız o kadar ortak paydaya dönersiniz. İki gün önce yazdığım yazıda hatırlarsanız Gandhi fiziksel şiddeti o kadar tarafsız ve kayıtsız savunuyordu ki Dünya'da bunun temsilcisi yani ortak paydası hâline geldi. Martin Luther King hâlâ bir hayalim var diye kulağımda çınlar. Çünkü kendisi ırkçılık üzerine verdiği savaşta sadece siyahileri savunmadı. Beyazları da siyahilere karşı savundu o bu kadar tarafsız biriydi ve öldürülmeden önce "Bu saatten sonra bana ne olacağı önemli değil. ...

Bütünlük Yasası

Almanya da bir Yahudi ailesi düzenli sinagog ayinine gider. Lakin evin erkek çocuğu neden gidildiğini anlamaz. Gitmek istemediğini her söylediğinde ise ailesinden aynı tepki ile karşılaşır. "Allah'a yakın olmak seni insanlara da yakın eder. Allah'a olan görevini yapmazsan insanlara olan görevini de yapamazsın." Evin erkek çocuğu bunu hiç bir zaman tam anlamıyla kafasında oturtamaz. Ona ailesinin tutumu hiçbir zaman samimi gelmez. Bir eksiklik vardır ama ne olduğunu bulamamıştır. Sorgular ve araştırır. Aradan belirli bir süre geçer ve çocuk on yaşına geldiğinde evin babası taşınmak zorundadır yeni taşındıkları yerde sinagog yoktur sadece kilise vardır. Taşınma işleri bittikten sonra bir gün akşam yemeğinde baba "Bu pazar kiliseye gideceğiz." der. Oğlan şaşırmıştır. Çünkü bunca yıl sinagoga gitmişlerdir. Nedenini sorduğunda ise "İnsanlar burada kilisede toplanıyorlar. İşlerim için buraya gitmemiz gerekir." cevabını alır. Çocuğun içinde dine karşı öfk...

Şiddet ve Gandhi

Şiddet yoksunluğu, insanoğlunun en büyük gücüdür. O, insanlığın yaratıcılığı tarafından tasarlanan en güçlü silahtan daha güçlüdür. - Gandhi  Haberleri yaklaşık on beş yıldır seyretmememin en büyük sebebi. Şiddet haberlerinin çok fazla olması. Bir şeyleri çok fazla görmek onu normalleştiriyor. Benim gibi şiddet yanlısı olmayan bir çok insan var. Ama Gandhi'nin burada daha büyük bir düşüncesi mevcut. Şiddet yanlısı olmamayı tavsiye etmiyor. Aynı zamanda şiddete başvurmamanın insanın en büyük gücü olduğunu söylüyor. Bu yazıyı ilk defa okuyorsanız saçma deme ihtimaliniz çok yüksek. Ama Gandhi'nin hayatını ve hayat felsefesini bilenler için daha anlaşılır bir cümledir.  Gandhi hapislere atılmış, bir çok kez fiziksel şiddet görmüş yine de şiddete hem başvurmamış hem de halkın başvurmaması için çağrı yapmıştır. Peki bu güç nereden geliyor. Siz neyi isterseniz içinizde onunla ilgili potansiyel bir güç bulursunuz elbet. Silah ve fiziksel şiddet öncelikle bedene zarar verir. Ama Gandh...

Takım Ruhu

Bir futbol takımının başarılı olması ne gerekir? Başarılı bir kaleci yeter mi? Başarılı bir forvet? Tüm takım başarılı olsa yeter mi? Belki üçüncü sorunun cevabı evettir. Ama hayır Tüm takım oyuncularının kendi alanında başarılı olması gerektiği gibi tüm takım oyuncularının kendi aralarında iletişimin de başarılı olması gerekir. Sporda başarılı olmanın yolu takım ruhundan geçtiği gibi hayatta da başarılı olmanın yolu takım ruhundan geçer. Buradaki takım ruhunun olması için illaki on bir kişinin olmasına gerek yoktur. Sizin kendi takımınızı yani ruh sağlığınızı ve beden sağlığınızı sağlamadan başka insanlarla iletişim de sağlanamaz zaten. Kendinizle barışık olmak en büyük başarının ilk adımıdır. Ruh sağlığı ve beden sağlığı kısmını detaylandırmak istiyorum. Bu yaşa kadar yaşadığınız travmaları değiştiremeyeceğinizi kabul etmek Ruh sağlığı için takım ruhunun ilk adımıdır. Bu travmalar sizin için bir engel değil bir basamak olmalı. Bir sorun olması sizin yaşamamanız veya başkalarının ya...

Özsaygı

Yesman diye bir film vardı. Baş rolde ise Jim Carry oynuyordu. Hiç bir şey yapmayan bir adam. Bir seminere katılıyor ve seminer sonrası hiç bir şeye hayır dememesi gerektiğini yoksa kainatın onu lanetleyeceğini düşünüyor. Ve her şeye evet demeye başlıyor.  Sizlerin de başına geldi mi başka bir planınız var ama arkadaşınız dışarı çıkalım mı der ve onu kırmamak için kendi planınızı iptal eder onunla dışarı çıkarsınız. Eve döndüğünüzde başlarım dersiniz neyse çok yorgunum uyuyayım yarın yaparım dersiniz bu şekilde işler hep son güne kalır. Maalesef bir çoğunu da yapamazsınız. Neden böyle olur peki? Neden kendi istediklerimiz varken başkalarına hayır diyemeyiz? Neden kendimize verdiğimiz sözü tutmakta zorlanırken başkasına verdiğimiz sözde daha titiz oluruz? Çünkü özsaygımız yoktur. Araştırmalar gösteriyor ki bir çocuğun psikolojik alt yapısının oluştuğu ilk beş altı yıl boyunca eğer hep başkaları ile kıyaslanıp yetersiz saylıyorsa ya da bizim yerimize kararları başkaları veriyorsa özs...

Huzur İçinde Uyu Kardeşim

Resim
Bugün normalde özsaygı üzerine yazacaktım ama sabah bir anda gözüme bir yazı çarptı. "22 yaşında genç bir kadın ahlak polisleri tarafından komaya girene kadar dövüldü. Yatırıldığı hastanede hayatını kaybetti." Normalde çok haber bakmayan biri olarak hemen öldürülen kadın ile ilgili tüm haberleri taradım. En çok öldürülen kadın olduğu için kadınlara özgürlük diyenler, öldürülen kürt olduğu için kürtlere özgürlük diyenler, dini bir gerekçe ile öldürüldü diye gösterildiği için şeriat istemiyoruz diyenler haber yapmıştı. Çok az bir kesim de insanlık adına üzüldük diye haber yapmıştı. Olaya kürt bir kadının dini bir gerekçeyle öldürülmesi olarak bakarsanız bana göre çok küçük bir pencere ile bakıyor olacaksınız. Yarın Azeri bir erkek Müslüman olduğu için öldüğünde ne yapacağız bu yorum yapanların yerini Azeriler, erkekler ve şeriat isteyenler mi alacak? Diğerleri hiç ses çıkarmayacak mı? Hakkınızı savunmak tabi güzel ama daha güzel bir şey var tüm insanlığı savunacak adalet siste...

Özsorumluluk

Tıp fakültesinde bir arkadaşım "Dışarı oyun oynamaya çıkmama annem izin vermezdi ama ben izinsiz çıktığımda da annem beni sobanın yanına oturtur beni kurulardı ve hasta olmamam için sıcak bir şeyler verirdi. Ondan sonra bir şey yaptığımda kimseden izin almamaya başladım yanlış varsa zaten düzeltiyorlar" demişti. Bu Özsorumluluğu başkasına devretmede basit bir örnektir. Etrafta böyle insanlar da çoktur. Amerika'daki çalışma yapmak için hapishanelere giden bir psikolog mahkumlara neden buradasınız diye sorduğunda aldığı cevaplar ben suçlu değilim, beni zorladılar , benim üzerime suçu yıktılar gibi cevaplar olmuş. Psikolog dışarı çıktığında içeride mi daha çok masum var dışarıda mı şaşırdım demiş. Özsorumluluk işten kaçma şeklinde algılanabilir ama yetersiz kalacaktır. Daha çok kendine ait sorumlulukları kabul etmeyerek, başkasına yaptırarak ya da erteleyerek sona atarlar veya yapmazlar. Bu bir yerde özsaygı kaybına da neden olur. Bazı insanlar başkalarına iş yaptırmak konu...

Özsevgi

Özsevgi sizin kendinizi sevmeniz demektir. Eğer siz kendinizi sevmezseniz başkalarının da sizi sevmesi pek mümkün değildir. Çünkü insanlara ben sevilecek bir insan değilim mesajı verirsiniz ister istemez. Kendinizi sevdiğiniz zaman insanların da sizi sevdiğini görürsünüz. Egoist insanların kendini kusursuz görmeleri ve narsist insanların etraflarında bu kadar insan toplamalarında en büyük neden yalancı kendini sevme gösterileridir. Bu yalancı duvarın aslı göründüğünde kendini gerçekten sevmedikleri gibi en yakınlarının da onları sevmediğini farkedersiniz.  Peki bu özsevgi nasıl oluşur veya neden oluşmaz? Özsevgi çocukluğun ilk altı yılında eğer onu seven bir aile ortamında büyümemişse sorunu ailesinde değil de kendinde arayacağı için içinde ben sevilecek bir insan değilim psikolojisi oluşacaktır. Aile yapısında sevgi ve saygı bağlarının doğru oluştuğu ortamlarda ise böyle bir problem olmaz kendini seven ve değer veren bireyler yetiştiği için büyüdüklerinde de toplum tarafından sevi...

Önümüzdeki Üç Değer

Prof. Dr. Mahmut İlker Yılmaz bir eğitiminde üç öyle sihirli bir sayıdır ki, dikkat ederseniz her yerde karşınıza çıkar demişti. Evrende her şey ya üç tanedir ya da üç şeye dayanır. Zaman geçtikçe bir şeyleri üç temel mekanizmaya ya dayalı olduğunu gördüm ya da üç parçaya bölüp anlatınca anlatımın daha kolay olduğunu fark ettim. Kuzey Irak Hale dağlarında akşam çökmek üzere Sözleşmeli Er Musa ateş yaktı kumanyaları ısıttık beraberce yedik sonra da çay demledi içerken başka bir Sözleşmeli Er hayaller üzerine konuşurken "Komutanım benim en büyük hayalim başımı aşıp kimseler olmadan uzaklara gitmek" dedi. İçimden başını okşayıp "Zavallı yavrum kendini ne kadar da yalnız hissediyor" dedim kendi kendime. Hepiniz belki bir an belki Sözleşmeli Er gibi hep başınızı alıp gitmek istediniz. Bunun en büyük sebebi insanlara içimizdeki cevabı veremeyip o cevapların içimizde çürümesi desem çok da yanlış olmaz aslında. Vücudun çalışması nasıl üç temel mekanizma ile oluyorsa ruhum...

Soritos Paradoksu

Soritos paradoksu duydunuz mu? Soritos soros kelimesinden türetilmiştir ve yığın manasına geliyor. Yunan paradokslarından biridir ve durumu şöyle açıklar. Bir kum tanesi yığın oluşturabilir mi? Ya da bir kuruş sizi zengin edebilir mi? Cevap aslında hayırdır ama ya bir tane daha gelse cevap yine hayırdır. Bu durum süreklilik haline geldiği zaman kum tanesinin ne zaman yığın oluşturduğunu bir kuruşun ne zaman milyonlar ettiğini farketmezsiniz. Ama farketmeden düzenli yaparsanız bu durum elbet gerçekleşecektir. Kimsenin kuruşları biriktirerek zengin olduğunu görmedim. En fazla on kuruşlarını her seferinde biriktirerek market borcunu ödeyen bir komşumuzu gördüm. On kuruşları biriktirip 90-100 lira olunca gidip market borcunu kapatıyordu. Kimsenin kum tanesi biriktirdiğine de şahit olmadım. O zaman bu paradoks nerede işimize yarıyor. Hayatımızın hangi noktasına değiniyor? Kötü veya iyi alışkanlıklarda bu durumu daha net gözlemleyebiliyorsunuz. Sizin de yüksek ihtimal yaşadığınız bir örnek ...

Kırılgan Kimlikler

Tek bir inancın sizi tanımlamasına izin verirseniz hayat size meydan okuduğunda ona uyum sağlamakta o kadar zorlanırsınız. - James Clear Her gün nasıl bir paylaşım yapabilirim diye sorduğum zaman her gün kitap okuyorum. her gün bir söz paylaşabilirim dedim. kendi kendime. Bugün paylaşım konusu bu cümle olsun. İlk okuduğum zaman tam anlamadım ama ikinci defa okuduğumda aklıma evrim teorisi geldi. Darwin değişime ayak uyduranlar ayakta kalabilirler diyordu. James Clear da aynı şeyi kişiliğimizi oluştururken savunuyor aslında. İnsan belirli davranışları yaparak kişilik haline getirir ama o kişiliği kendi sınırı olur bir yerden sonra ve değiştirmesi gerektiği yerde değiştiremez. Yatırımcı Paul Graham boşuna "kişiliğinizi küçük tutun" dememiş. Bunun en büyük ve en anlaşılabilir örneği annelerimiz değil midir? Toplumun başarılı kadın profiline uymak için çok iyi bir anne olurlar ama en büyük sınırları da annelikle kalır bir çoğunun. Çocukları evlenip gittikten sonra şaşırır. Haya...