Özsaygı
Yesman diye bir film vardı. Baş rolde ise Jim Carry oynuyordu. Hiç bir şey yapmayan bir adam. Bir seminere katılıyor ve seminer sonrası hiç bir şeye hayır dememesi gerektiğini yoksa kainatın onu lanetleyeceğini düşünüyor. Ve her şeye evet demeye başlıyor.
Sizlerin de başına geldi mi başka bir planınız var ama arkadaşınız dışarı çıkalım mı der ve onu kırmamak için kendi planınızı iptal eder onunla dışarı çıkarsınız. Eve döndüğünüzde başlarım dersiniz neyse çok yorgunum uyuyayım yarın yaparım dersiniz bu şekilde işler hep son güne kalır. Maalesef bir çoğunu da yapamazsınız.
Neden böyle olur peki? Neden kendi istediklerimiz varken başkalarına hayır diyemeyiz? Neden kendimize verdiğimiz sözü tutmakta zorlanırken başkasına verdiğimiz sözde daha titiz oluruz? Çünkü özsaygımız yoktur. Araştırmalar gösteriyor ki bir çocuğun psikolojik alt yapısının oluştuğu ilk beş altı yıl boyunca eğer hep başkaları ile kıyaslanıp yetersiz saylıyorsa ya da bizim yerimize kararları başkaları veriyorsa özsaygı eksikliği gelişmekte.(dipnot olarak şunu belirtmekte de fayda var eğer ilk beş altı yıl çocuğa bırakılırsa tüm kararlar bu sefer de egoist bireyler yetişmekte. O yüzden en sağlıklısı tek başına verebileceği ortamlar ve birlikte karar verilen ortamlar oluşturmak.)
Aklınıza çok saygı duyduğunuz veya duymak zorunda kaldığınız birini getirin. Ne yapıyorsunuz onunla görüşmeden önce? Askerseniz komutan çağırdığında veya memur iseniz amiriniz çağırdığı zaman ne yapıyorsunuz? Üstünüzü başınızı düzeltip konuşurken konuşmanıza dikkat ediyorsunuzdur büyük ihtimal. Bir görev vermişse en büyük titizlikle yapıyorsunuz. Neden? Saygı duyduğunuz için. Onlar için ne yapıyorsanız kendiniz için daha fazla özen göstermelisiniz. Özsaygı eksikliğinin en büyük tedavisi budur. Ve siz kendinize saygı duyduğunuz zaman insanların da size saygı duyduğunu göreceksiniz.
Bir yazar küçüklüğünü anlatıyor Malcolm Gladwell olması lazım. Bir müşterimizin babamla saat dokuzda görüşmesi vardı. On dakika önceden gelmişti. Ben karşıladım babam da on dakikaya gelir dedim. Oturdu içecek bir şeyler ikram ettim. On dakika bekledi. Ben de babam yoldadır gelir diye müşteriyi tutmaya çalışıyorum. Saat dokuzu bir geçe kalktı babana söyle tekrar randevu alsın dedi ve gitti beş dakika sonra da babam geldi. Olanları anlattığımda babam aradı özür diledi ve o müşteri ile görüşmelerine bir daha hiç geç kalmadı. Biz de insanlara yeri geldiğinde hayır demeyi bilmezsek insanlar ister istemez ne de olsa yapar, ne de olsa bekler, ne de olsa gelir gibi düşüncelere bürünecektir.
Hepinize öncelikle kendinize sonra da insanların sizlere saygı duyacağı günler diliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder