Kayıtlar

Şubat, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zaman Kaldıracı

Varlıklı insanlar için de 24 saat mevcut fakir insanlar için de 24 saat. Bazılarının kazandığı parayı harcayacak zamanı yokken Bazılarının harcayacak parası yok. Neden peki? Evet adaletsiz şekilde, uyuşturucu vs gibi illegal yollardan kazananlar mevcut. Yasal ve helal yollarla para kazanmaktan bahsediyorum.  Bu ayrımın iki sebebi mevcut. Birinci olarak yaptığınız işin kıymetini artıracaksınız. Doktor 20 TL alıyorsa uzman doktor 40 TL profesör doktor 60 TL alıyor. Sadece bu konu bile başlı başına ayrı bir yazı ama benim değinmek istediğim ikinci sebep: zaman kaldıracı oluşturmak. Zaman kaldıracı oluşturduğunuz zaman daha fazla kazanırsınız. Bir fabrikatör neden daha çok kazanır çünkü 5000 eleman günde 8 saat çalışır. Fabrikatör adına çalıştığı için fabrikatör için gün 40 bin saattir. Günde kırk bin saat çalışan biri tabiki de daha çok kazanır.  Peki nasıl zaman kaldıracı oluşturabiliriz? Bir çok yolu var ama asla maaşlı işlerle olmaz. Ya maaşlı işte çalışıp riske girmez her ay ...

Öğrenmede Seviyeler - 3

Öğrenmek ile ilgili dört seviye var diye yazmıştım dün. Peki ustalar niye bu kadar çalışıyor. Zaten işlerinde son seviyeye varmış durumdalar. Bunun iki sebebi var. Çoğu işinin ustası o işi severek yapıyor; sevdiği işi yaptığı için de ona göre iş yapmış gibi olmuyor. Benim değinmek istediğim asıl sebep ise öğrenmede ucu açık seviye. Beşinci seviye denilebilir ama sonsuzluğa açılan bir seviye olarak görüyorum daha çok. Peki nedir bu ucu açık seviye? Usta olduğunuz o işte ekstra bir ayrıntıda ustalaşmak için tekrar ikinci seviyeye dönüp tekrar kendinizi geliştirirseniz ve bu durumu sürekli hâle getirdiğiniz zaman öğrenmede bir sonsuzluk seviyesi elde etmiş olursunuz. Bu öğrenme seviyesinin en büyük sıkıntısı sizi konfor alanından çıkartmasıdır. Zaten biliyorum bu işte parmakla gösterilen biriyim der çoğu insan o yüzden beşinci seviyeye geçmek istemez. Lakin bu seviyede kalmak sizi her zaman hem daha güncel hem daha donanımlı yapacaktır. Hepinize öğrenmede sonsuzluk seviyesinde kalacağınız...

Öğrenmede Seviyeler - 2

Dün öğrenme seviyelerin ile ilgili yazmıştım. Sıkmamak için konunun diğer yarısını bugüne taşıdım.  3. Seviye; yeterli ve bilinçli seviye Bu seviye çok geniş kapsamlı bir seviyedir aslında. Çünkü o konuda usta değilsinizdir ama çırak demek de doğru olmaz. Bir konu hakkında artık yeterlilik kazanmışsınızdır ama odak noktanızı değiştirmemeniz gerekir yoksa yanlış yaparsınız ve hâlâ arada yanlışlar yapmaya devam edersiniz. Biliyorum cehaletine insanlar en çok bu noktada kapılırlar. İş yaparken hâlâ odak noktası iş olmalıdır. 4. Seviye; yeterli ve bilinçsiz seviye Bu seviye bir işte usta olduğunuzda vardığınız seviyedir. Uzmanların on bin saat dediği seviye tahminimce bu seviyede geliyor. Bu seviyenin güzelliği nedir? Ne yapacağınızı bilirsiniz ama bunun için düşünerek yapmanıza gerek yoktur çünkü bilinçsizce yaparsınız. Bunun en güzel örneği annelerimizdir. Anneme yemek ile ilgili ne zaman soru sorsam cevabı " Bilmiyorum öyle kafama göre atıyorum." olurdu ben ne kadar alçakgönül...

Öğrenmede İlk İki Seviye

Bir şeyi öğreneceğiniz zaman bakılan kriterlerden biri de yeterlilik ve bilinçlililiktir. Ne demek yeterlilik ve bilinçlilik? Bir şeyi ne kadar öğrendiğimiz o konuda yeterli veya yetersiz olmamız ve bilinçli veya bilinçsiz yapmamız konusunda dört aşamada bakılır.  1. Seviye; yetersiz ve bilinçsiz seviye  Bu seviyede o konuda yeterliliğimiz yoktur ve bilincimiz de gelişmemiştir. Gitar çalma konusunda benim hiç bir bilgim yoktur. Hiç merak etmedim. Bu durum yeterliliğim olmadığını gösterir. Bilmediğim bir konuda bilincimin olmaması da gayet doğaldır. İlk araba kullandığınız zamanı düşünürseniz daha iyi anlaşılacaktır yazılanlar. Bu seviye hiç bir şey bilmediğimiz konulardaki seviyemizdir.  2. Seviye; yetersiz ve bilinçli seviye Bu seviyede o konu hakkında yeterliliğimiz hala yoktur ama artık bilinç gelişmiştir diyebiliriz. Bir kadın doğum uzmanı değilim yeterliliğim de yoktur ama bir bilince sahibimdir. Araba kullanma örneğinden devam edersek daha iyi anlaşılır; İlk kulland...

Eşekten Akılsız Olmayın

Bir gün köyün birinde bir eşek kuyuya düşer tabi düştüğü için anırmaya başlar. Duyan köylüler kuyunun başına gelirler bakarlar ki köyün yaşlı eşeği zaten kapatmak istedikleri kuyuya düşmüş.  Hikaye buya; bakıyorlar eşeği kurtarmak imkansız zaten kuyuyu da kapatmak istiyorlar "Eşek zaten yaşlı üzerine toprak atalım kuyuyu kapatalım." diye karar alıyorlar. Başlıyorlar eşeğin üzerine kürek kürek toprak atmaya. Eşek te her toprak atıldığında silkinip toprağın üzerine çıkmaya başlıyor. Bunu gören köylüler bu şekilde eşeği kurtarabileceklerini farkediyorlar sevinçle toprak atmaya devam ediyorlar. Toprak attıkça eşek her seferinde toprağı temizliyor daha da yukarı çıkıyormuş. Sonunda kuyu kapatılmış eşek de kuyudan kurtulmuş. Hayat bizi önce bir çukura atar sonra da o çukurdan çıkmamız için bize dertler gönderir. Ya o dertlere tırmanarak kuyudan kurtuluruz ya da o dertleri üstümüzde kalmasına izin verir ve o çukurda boğulup kalırız. Karar bizim. Hepinize çukurdan çıkmak için gayret ...

Yarım Kalan İşler

Bazı şeylere başlayıp sonra bıkıp bir daha yapmadığınız oldu mu hiç? Neden böyle oldu düşündünüz mü hiç? Bunun iki temel sebebi vardır. Birincisi başta herşey kolay gelir. İlk aşamalar her zaman daha kolaydır. Araba sürmeyi öğrenmek için ilk yapmanız gereken arabaya oturmaktır. Gitar çalmayı öğrenmek için ilk yapmanız gereken gitarı elinize almaktır. Zamanla zorlaştığı için beyin ben bunu yapamam der ve sizde bıkkınlık veya usanç olarak geri döner ve o işi yapmazsınız. İkincisi başta çok fazla enerji harcamış isek bunun devamını getiremeyiz. Çünkü ilk hevesle günde üç belki dört saat harcadığınız bir şeye vücut her gün o kadar saat harcamak istemez zaten makul ve yapılabilir de değildir. Yapılamaz mı yapılabilir ama çok zor. Peki ne yapmamız gerekiyor? Öncelikle dozu yavaş yavaş yükseltmek gerekir. Hem psikolojik hem de fiziksel. Ne iş yapıyorsanız her işin başta zor geldiğini zamanla kolaylaştığını kabul ederseniz yapmanız için en azından bir motivasyon kaynağı oluşturacaktır.  İk...

Yaşadığımız Dönem

"Seçtiğin zamanda doğmadın, Dünya'nın sana ihtiyacı olduğu zamanda doğdun. İnsan yer küreye, var oluşa, Dünya'nın devrine hizmet eder. Önemli olan burada olduğun zamanlarda üzerine düşeni yapmaktır." Epiktetos Bir yazı veya bir söz karşıma sıklıkla çıkıyorsa genelde o söze önem veririm. Bugün iki defa karşıma çıkınca mutlaka bu konudan bahsetmeliyim dedim.  Etrafınızda hiç duydunuz mu? Yanlış zamanda geldik. Cumhuriyet döneminde gelecektir veya Osmanlı döneminde gelecektik gibi cümleler. Ne zaman gelmek istediğinizin bir önemi yok, geldiğiniz zamana ne gibi bir katkınız var önemli olan o. Ben inanıyorum ki; yan gelip yatan ve yanlış dönemde geldik diyenler o dönemi de beğenmeyecektir. Şikayet edecek bir şeyler bulacaktır. Evet devir kötü. Özellikle son on yıldır depremlerle uğraşıyoruz ülke olarak. Bilgi yığınları arasında hangi bilgi ile iş yapacağımızı bilmiyoruz. Dünya'da ekonomik çöküntünün, paranın değersizliğinin en çok yükseldiği bir dönemdeyiz. O zaman kal...

Zalim ve Mazlum

En çok sevmediğim şeylerden biri iki seçenek arasında bırakmak ama iki seçenek de bana göre değildir. Bunlardan en çok bariz olanı mazlum ve zalim ikilemidir.  Ne mazlum olmak zorundasınız ne de zalim. Genelde Türkiye sağı zalim ile mazlum arasında kalırsak mazlumu seçeriz diyor. Türkiye solu zalimi seçeriz diyor. Burada gerçek çarpıttırıldığı için ikisini de yanlışa götürüyor düşünce sistemi.  Peki doğrusu ne olmalı? Doğrusu zalim kadar güçlü olmalıyız ama gücümüzü mazlumun naifliğinde kullanmalıyız. Bana göre doğrusu budur. Yoksa ya mazlum oluruz her zaman eğiliriz ve zalimler hakkımızı yer. Ya da zalim oluruz başkasının hakkına çökeriz insanlığımız kalmaz.  Hepinize her zaman iki seçenek arasında kalmadan doğru karar vereceğiniz bir hayat diliyorum.

Ortam ve Alışkanlıklar

"Çevrenin kurbanı olacağına ortamın mimarı ol." Elif Nur adlı bir hanımefendinin kafa yapısı sunumunda dikkatimi çekti bu cümle. Ne demek istiyordu? Özellikle son dört beş aydır James Clear - Atomik Alışkanlıklar kitabı tüm başarılı girişimcilerin ya da eğitimcilerin elinde dolaşmakta. Ben de bu konuda kendimi şanslı sayıyorum çünkü kitap ile çok erkenden tanışarak bu kitaptan çok fayda sağladım. Bu kitap aslında bu cümle ne demek istiyor çok güzel anlatmakta.  Hepimizin bir alışkanlık süreci var ve bazı alışkanlıklarımız tamamen ortam ile alakalı. Hatta en çarpıcı örnek olarak uyuşturucu bağımlısı askerler verilmişti. Askerde uyuşturucu bağımlısı olan amerikan askerlerinin %90'ı askerden döndükten sonra uyuşturucu aramıyordu. Yani edindikleri uyuşturucu bağımlılığı ve alışkanlığı tamamen ortamla alakalı bir durumdu.  Peki biz ne yapmalıyız bu durumda? Aslında çok da zor değil. Hangi alışkanlıklarınız olsun istiyorsanız onlar için bir vakit belirleyin. O vakitte sadece on...

Duygu ve Davranış

Duyguların, davranışları kontrol ettiği fikri, çok güçlü bir yanılsamadır. - Russ Harris Gün batımı hiç seyrettiniz mi? Güneş batarken ortaya çıkan manzara kırmızı ile mavinin birbiri ile muhteşem uyumu insan kendini alamaz seyretmekten en azından ben öyleyim. Ama asla güneş batmaz; asıl plan dünyanın güneşin etrafında döndüğüdür. Bunu okulda görmemize rağmen yine de güneşin battığı şeklinde ifade ederiz.  Duygular da aynen böyledir. Duyguların davranışları kontrol ettiğini söylemek de aynen böyle bir yanılsamadır. Çünkü duygular kontrol edilemezken, davranışlar kontrol edilebilir. Mesela benim yüzüm güler hüzünlü bir durumda da güler beni tanımayanlar bana gamsız derler ama aslında bu davranışlarımı kontrol ettiğimi gösterir.  Bir konu hakkında kaygı veya korkunuz olabilir. Bunu yenmek için peki ne yapacağız? Duygularımızı yenmek için hiç bir şey yapmayacağız çünkü yenemeyiz. Biz duygularımıza verdiğimiz davranışları düzeltmeye ve revize etmeye çalışacağız. O zaman sahne kor...

Zihin ile Barışmak

Günlük aklımızdan binlerce düşünce geçtiğini biliyor muydunuz? Çoğunlukla da kaygı, sinir veya rahatsızlık gibi düşünceler geçer. Biz de sürekli bu düşünceler geçmesin diye uğraşırız ama olmaz. Peki ne yapacağız? Kabullenin o zaman savaşmazsınız. Saçma geliyor gibi görünüyor ama bir örnekle daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Komşu ülke ile siyasi ve dini farklılıklarınız var. Ne yapmanız gerekiyor üç ihtimal var. Ya o ülke ile savaşacaksınız, ya geçici barış anlaşması yapacaksınız ya da dostluk ilan edeceksiniz. Birbirinizin farklılıklarını kabul edip o şekilde birlikte yaşamaya birbiriniz ile alış veriş yapmaya devam edeceksiniz. Böylelikle savaş için ayırdığınız bütçeyi kendinizi geliştirmeye harcayacaksınız. Aynen bu örnekteki gibi kafanızdaki istemediğiniz düşüncelerle savaşmak yerine onların olacağını kabul ederseniz enerjinizi kendinize daha fazla harcayacaksınız. Hepinize kafanızdaki düşüncelerle barışık bir hayat diliyorum. 

Problem, tekrar aynı problem...

Sorunu çözmezseniz; bu sorunlar yeni sorunlar doğurur. Üniversite okuyanlar bilir. Sene sonu veya dönem sonu final ile geçemezseniz, bütünleme sınavı olur. Final ile eş değerdir. Eğer verirseniz o dersi vermiş olursunuz veremezseniz geçene kadar o sınava girmek zorundasınız. Hayat da tam olarak böyledir. Hayatın farkı bütünleme sınavı ömür boyu devam eder ve hayat bir yandan akıp gider.  Örnek verecek olursak sinirlenme veya gerektiği yerde sinirlenmeme gibi bir sorununuz mevcut. Bu sorunu çözmediğiniz sürece insanlar size ömür boyu gereksiz sinirli veya vurdum duymaz diyecek. İnsanların ne dediğini geçtim bu durum sizin hayatınızı kötü yönde her daim etkileyecektir. Peki ne yapacağız bu durumda? Öncelikle sorunların farkına varmamız gerekir. Farkında olmadığınız sorunu asla çözemezsiniz. İkinci olarak onlara çözümler üretmemiz gerekiyor. Yeni verdiğimiz örnekten devam edersek ya psikolojik tedavi alırsınız ya arkadaşınıza söylersiniz ya da kendinize cezalar koyarsınız bir çok çözü...

Deprem Üzerine - 7

Deprem üzerine bugün son kez yazacağım. Ölüm sayısı yirmi binleri, yaralı sayısı seksen bini geçmiş durumda. İstanbul depreminden beri en fazla can ve mal kaybının olduğu deprem oldu. Yüzyılın depremi olarak geçti her yerde. Bu kadar can ve mal kaybı olmak zorunda mıydı peki? Olmak zorunda değildi kesinlikle. Neden oldu? Maldan kaçırmak, teftişsizlik ve görmezden gelmeler nedeniyle. Bunlar devam ettiği sürece daha bir çok deprem de olacaktır, depremlerde can ve mal kaybı da. İnşallah bugünden sonra hem maldan çalmayan, demiri kısmayan mütahitler gelir hem de kontrol ve teftiş sağlam ve sağlıklı bir şekilde yapan yöneticiler gelir başımıza. Benim umudum bu konuda çok düşük ama yanılmayı çok istiyorum.

Deprem Üzerine - 6

Depremin olduğu altı şehir üç aylığına ohal( olağanüstü hal) ilan edildi malum. Bu devletin önlemi idi. Depremzede vatandaşların da dikkatli olması gerekiyor. Hırsızlık ve dolandırıcılık için dikkatli olun lütfen. Hırsızlık sadece değerli eşyalar için olmuyor bu dönemlerde bebek bezi, su, battaniye için bile oluyor maalesef.  İkinci olarak yardımlar eşit dağıtılmayacak. O yüzden size gelmeyen yardım varsa mutlaka iletişime geçin. Yetkililerle konuşun sizden haberdar olmayabilirler veya sizin hakkınızı başkası alıyor olabilir. Üçüncü olarak bir an önce güvenli bir yere geçmeye çalışın deprem bölgesinde kalmayın. Orada ne kadar kalırsanız can ve mal güvenliğiniz o kadar sıkıntıda olacak. Kendinize il dışında kalacak yer ayarlamaya çalışın. 

Deprem Üzerine - 5

Maalesef Türkiye organizasyon olarak eksik bir ülke. Daha doğrusu sadece Türkiye değil tüm Dünya'da eksik olan bir öğreti. Dün yazmıştım ama eksik kaldığını düşündüm. Bunu neden yazdım? Sağolsun bir çok kişi yardımlar yapıyor ve yapılan yardımların bir kısmı istenilen yerlere giderken çoğunlukla yardım almayan yerler kalıyor. Özellikle şehir merkezine uzak ilçe ve köyler. Köylerden ve ilçelerden "Üç gün oldu hâlâ yardım gelmedi." Yazıları okuyorum.  Sadece köyler mi? Cezaevlerini hiç haberlerde duydunuz mu? Ben şahsen duymadım. Hastahaneleri bir kere tek duydum. O insanların da ailesi var ama ne haber alabiliyor ne onlar hakkında bilgimiz var? Tabiki de gönül isterki herkese yardım ulaşsın ve tabiki farkındayım her yere ulaşamayacak maalesef. Peki biz ne yapmalıyız bu durumda? Lütfen yardım gönderecekseniz göndereceğiniz yerdeki insanlara ulaşın öncelikle. Sadece afad birliklerine sorarsanız bir çok yer eksik kalacaktır. Günümüzde her şehirden birilerine ulaşmamız hiç de ...

Deprem Üzerine - 4

Bir organizasyon sorunu var hala yardımlarda. Mesela hala enkazzede vatandaşlarımız var. Çıkarmak için kimler uğraşıyor peki? Afad görevlileri, polis ve askerler. Neden inşaat çalışanı yok mesela? Maalesef biz biliriz mantığı depremde kendini daha kötü gösteriyor. Bir haber duydum çok üzüldüm. Enkazzedeleri çıkarmak için uğraşan iki polis enkazdan yaralanmış. Tabiki de yaralanır çünkü inşaattan anlamıyor. Bilenlerin başta olması lazım. İnşaat işçisi mi yok? Var ama dediğim gibi organizasyon problemi ve ben bilirim düşüncesi ile kimse bu insanlara izin vermiyor. Neymiş efendim afad çalışanı değilmiş? Lütfen acilen bunu yayalım. İşi bilenler işi yaparsa daha az insan gücü ile daha fazla iş yapmış olacağız. Demir ustalarına, inşaat işçilerine daha çok ihtiyacımız var. Vinç operatörüne daha çok ihtiyacımız var.

Deprem Üzerine - 3

Allah razı olsun Türkiye'de her yerden yardım çıkıyor. Felaket bölgelerine TIR'larla yardımlar yapılıyor. Lütfen bazı noktalara dikkat edelim. 1. Yola çıkmadan önce yolların kapalı olduğu veya tıkalı olduğu noktaları öğrenip ona göre yol haritasını çizelim. 2. Aşırı hız yapmayalım yardıma gideceğiz derken başka canların kaybına yol açmanın bir mantığı yok. 3. TIR'larda hangi malzemeler varsa önceden listelendirelim. Eğer paket şeklinde hazırlanmışsa paketlerin üzerine içlerinde ne olduğunu yazalım. 4. Önceden giden yardımları soralım eğer battaniye gitmiş ve siz de battaniye taşıyorsanız battaniye gitmeyen bir yere gitmeniz daha iyi olacaktır. 5. Ne olur ne olmaz giden herkes kendine 3 günlük yiyecek stoğu yapsın orada ihtiyaç olacağı için başkalarına yük olmayalım. 

Deprem Üzerine - 2

Dün çok büyük bir deprem atlattık hala uğraşlar devam ediyor. Ben nasıl katkı sağlarım diye düşündüm ve bilinçlendirme yazıları ile küçük bir desteğim olabilir diye karar verdim. Küçük bir farkındalık oluşturmak, birinin hayatına dokunmak bile büyük bir kazançtır benim için.  Dün akşamdan itibaren çadırlar yavaş yavaş kurulmaya başlandı. Lütfen çadırlarda olanlara duyuru yapın lütfen çadır yanmalarına ve gaz zehirlenmelerine karşı önlemleri alın.  Peki bunu nasıl yapacağız? Yangın için yapılması gerekenler: 1. Elektrikler topraklı olsun. 2. Açıkta elektrik teli olmasın varsa da 6 metre yüksekte olsun. 3. Elektrik kabloları boru içinden geçirilip toprağa gömülebilir. 4. Yangın söndürme araçları herkesin ulaşabileceği güvenilir bir yerde bulunmalı. 5. Çadırlarda, mum, gaz veya petrol lambası kullanmayın onun yerine el feneri veya ışıldak kullanın. 6. Yangın çıkarsa söndürmeye çalışmayın öncelikle dışarı çıkın.  7. Yanabilir her sürpüntü veya atık mutlaka çadır dışında tutul...

Deprem Üzerine

Normalde başka bir konu üzerinde yazacaktım ama maalesef bugün sabaha karşı büyük bir deprem oldu. Allah tüm ölenlere rahmet, tüm yaralılara şifa ve kalanlara sabır versin.  Keşkelerle olmuyor ama keşke önlemler önceden alınsaydı. Arama kurtarma çalışma faaliyetleri son hızla devam ediyor. Şu anda ne yapılabilir peki? Öncelikle lütfen telefonları gereksiz rahatsız etmeyin. Acil ihtiyacı olanların afad ile yardım alabilmesi için telefonların yoğun olmaması çok önemli. İlk üç gün özellikle daha da önemli.  İkinci olarak elinizde varsa; 1. Çadır içi soba 2. Uyku tulumu (çocuk) 3. Uzay battaniye. 4. Cep ısıtıcısı 5. Sentetik içlik (bebek/çocuk) 6. Eldiven( kışlık) (bebek/çocuk) 7. Polar battaniye, polar ara katman 8. Kışlık bot (çocuk) Gönderin. En çok yardımcı olacak malzemeler bunlar. Afad numaralarını paylaşın mutlaka... AFAD Diyarbakır:0412 326 1156 AFAD Hatay:0326 112 0000 AFAD Kahramanmaraş:0344 221 4991 AFAD Antep:0342 428 1118 AFAD Adana:0322 227 2854 AFAD Adıyaman:0416 21...

Peynirimi Kim Kaptı?

Peynirimi Kim Kaptı adlı çok güzel bir kitap okudum. Öncelikle değerli katkıları için Türkeş Demir Beye çok teşekkür ederim. Hiç üşenmedi bana tüm sayfaların fotoğrafını çekti attı. Kitap değişim hakkında ve dört karakterden bahsediyor. Okumayanlar için tavsiye ederim. Kitaptaki bir yeri paylaşmak istiyorum özellikle. Bu cümleler ne kadar değişimin özeti üç cümle gibi gözükse de hayatta çok fazla işe yarayan tavsiyelerdir. Uyarsanız değişin sizi korkutmayacaktır. Değişim ile başet­mek için şunlar gerekliymiş: 1. Bazı şeyleri basit, esnek tutma ve hızlı hareket etme ihtiyacının bilincinde olmak.  Basitlik ve esneklik en temel konudur. Ne kadar sert ve değişmez olursanız o kadar başarısız olursunuz. 2. Olayları karmaşıklaştırmamak ve korku dolu  inançlarla kafanızı karıştırmamak gerektiğini bilmek. Bazı düşünce tarzları basitliğimizi ve esnekliği bozuyor maalesef. Bunları tespit edip onlardan uzaklaşmak gerek ivedi bir şekilde. 3. Küçük değişimlerin başladığını fark etmek...

Savaş

Keanu Reeves bir programda "Sevmek istiyorsan savaşmalısın. Çünkü aşkın için savaşmıyorsan; aşkın değeri nedir ki." diye bir çıkış yapar. İlk başta çok romantik bir söz gibi gelse de aslında hayatta başarılı olmak için önemli bir sözdür. Şu anda başarılı olmuş insanların hayatlarına bakarsanız hepsi başarıları için savaşmıştır. Savaşmış diyorum çünkü zamanlarını vermişlerdir, emeklerini vermişlerdir. İkinci kısmı ise "Savaşmıyorsan ne değeri var..." kısmıdır. Değer vermediğiniz bir şey için savaşmazsınız ve savaştığınız için değeri artar. Savaştığınız için değerli değildir; değerli olduğu için savaşırsınız.  En son ne için savaştınız? Evliliğiniz? İş hayatınız? Çocuklarınız? Değerleriniz? Savaşın. En azından geldiği noktaya kadar verdiğiniz emek için savaşın. Sevdiğiniz için savaşın. Savaşınız sevginizin gücünü gösterecek.  Hepinize savaştığı değerleri olan bir hayat diliyorum.

Warren Buffet Tavsiyeleri - 9

"Neredeyse her gün sadece oturup düşünmek için çok fazla zaman konusunda ısrarcıyız." Warren Buffet Tavsiyeleri serisinin son yazısı bugün. Diğer sekiz tavsiye tek bir şartla işe yarar. Uygularsanız. Uygulamadığınız sürece hayatta hiç bir tavsiye hiç bir zaman işe yaramaz. Hiç bir düşünce de hiç bir fikir de işe yaramaz. En temel şey işe başlamaktır. Bugünden itibaren yapmak istediklerinize başlayın. Olmadı mı? Bir şey olmaz bir daha başlayın. Olmak olmama durumunun gelişmiş halidir. Emin olun. Olmaz denilen şeyler için yıllarını veren bir çok başarılı insan var. Onlar olmazı değil de nasıl olur diye düşündüler.  Kalkın yapın eksikleri not alın ve tekrar yapın taki olana kadar. Warren Buffet bizden iyi değildi ama yaparak tecrübe kazandı.  Hepinize başarılı olma hissini yaşayabileceğiniz afiyetli bir hayat diliyorum.

Warren Buffet Tavsiyeleri - 8

"Bir insanın yapabileceği en iyi şey, başka bir insanın daha fazlasını bilmesine yardımcı olmaktır."  Başarı her zaman başkalarına yardımcı olmakla gelir. Bu her zaman böyledir. Başkalarına vermeden asla alamazsınız. Bunu iyi niyetle ya da samimiyet ile yapmanız gerekmez. Yapsanız kat kat daha güzel. Siz başkalarına çukur kazarsanız bu sefer hayat da size çukur kazar. Peki bunu nasıl yapacağız? Çok zor değil kendinizden fedakarlık yapmak zorunda değilsiniz. Yapabileceğiniz iyiliklerin listesini çıkarabilirsiniz. Yemeği çöpe atmak yerine mahalle kedisine köpeğine vermek de olabilir. İşe giderken komşuya günaydın demek de. Bu konuda en büyük tavsiyem Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı kitabıdır. Benim için temel kitaplardan biridir diyebilirim.  Hepinize başarının temel anahtarı yardımı anlayacağınız bir yaşam diliyorum.