Korku ve Engel Üzerine
Dün yazdığım yazıyı eşim okuduğunda "Kursağımda kaldı. Keşke devamını getirseydin." dedi. Son yirmi dört saatte de önüme korku ve korkmak üzerine çok gönderi çıkınca bu iki olguyu nasıl birleştirebilirim diye düşündüm. (Dipnot asistanlık süreci çok fazla vakit aldığı için yazılar her gün çıkmıyor farkındayım.)
Hayatta engellerin hep olduğunu dün iki büyük örnek ile yazmıştım. Bununla birlikte daha detaylı ele aldığımızda. Kendinizi düşünün şu anda yaptığınız işi ilk başlarda hemen yapmaya mı başladınız yoksa zorlandığınız oldu mu? Bir bebek yürümeye başlamadan önce kaç kere düşüyor kaç kere emekliler sonra ilk adımını atabiliyor değil mi?
Peki, bizi şimdi sıkıntıları aşmaktan engelleyen nedir? Hayat gösteriyor ki, birşeyleri her yaptığımızda engeller zorlukla çıkacak ve biz üzerine düştüğümüzde bunu yenebilir hâle geleceğiz. Cevap ise ikinci olgumuza çıkıyor aslında: Korku.
Çocukken yürümeye başlarken ne kadar hatırlamasak da yürüyemeyeceğimizden korkmuyorduk. Şimdi ise dertler ve dertlere verdiğimiz tepkiler nedeniyle beynimizde bir korku tabakası sarılmış bir durumda. Bunların bizim büyümemize engel olmasına izin veriyoruz. (Biraz karışık bir cümle oldu farkındayım ama sizler anladınız beni)
Ne yapalım? Aslında bir şey yapmamıza gerek yok gerçekten. Başardıklarımızı ve eskiden olan dertlerimizi göz önüne getirirsek, göreceğiz ki; evet dertler durmuyor geçip gidiyor. Hiç biri kalıcı değil. Geriye sadece anıları ve bize bıraktıkları olgunluk kalıyor. Başardıklarımızı anne karnında öğrenmedik zamanla geliştik. O zaman, bu dertler de kalmayacak ve bu dertler de bizi olgunlaştıracak ve yeni şeyler başarmaya devam edeceğiz. Korkmaya gerek yok. Yola devam...
Hepinize hayatın zorlukları ve güzellikleri içerisinde devam ettiğiniz ve zevk aldığınız bir yaşam diliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder