Cahilden Bir Ders Daha
Ne kadar doğrudur bilmem ama eskiden medreselerde eğitim veren müderrisler kendileri için hep cahil derlermiş. Bunu lisede öğrendiğim zaman dini bakış açısı ile şu şekilde öğretmişlerdi: "İlimlerin Allah'ın ilmi yanında o kadar az görüyorlar ki kendilerine cahil demeyi uygun görüyorlar."
Aradan yıllar geçti aynı olaya farklı bir bakış açısı daha eklemek istiyorum kendimce. Albert Camus'a atfedilen bir söz mevcut: "Yalnızca kültürlü insanlar öğrenmeyi sever. Cahiller ders vermeyi tercih eder." Acaba o dönemin alimleri de Albert Camus gibi düşünmüş olabilirler mi? Ya da birinci çıkarımdaki düşünce ile Albert Camus'un düşünceleri pekişiyor mu yoksa tamamen başka bir düşünce mi?
Dün bu yazıyı okuduktan sonra öğretici bir şeyler yazmak kendi cahilliğimi göstermekten ibaret olur düşüncesi ile daha çok düşünce deryasına dalmayı tercih ettim.
İşin ikinci ve biraz daha ciddi boyutu ise şu etrafınızda size "ders" vermeye çalışan insan sayısı çok olacak. Direkt onlara cahil damgası vurun demiyorum ama hemen de ciddiye almayın. Biraz tartım insanları size ders verdikleri konularda ne kadar başarılılar. Eğer gerçekten bir başarıları varsa dikkate alınabilir(hala yapılabilir değil dikkat) ama bilgisi yok fikri var tiplemelerini uygun bir tavırla teşekkür ederek uğurlamanızı tavsiye ederim.
Bununla ilgili çok meşhur fıkra vardır. Bir gün Nasrettin Hoca çarşıya gider ve köyden biri hocam bana mektup geldi ama okuyamıyorum size zahmet bakar mısınız diye ricada bulunur. Hoca ters çevirir düz tutar ama yazıyı okuyamaz. Köylüye geri verir ve okuyamadım der. Köylü de işinin olmamasına sinirlenir "Kendinden utanmıyorsun bari başındaki kavuktan utan." der. Hoca da çıkarır başındaki kavuğu adamın başına takar. "Keramet kavukta ise al sen oku." der.
Etrafınızda bir sürü insan üzerinizde kavuk gibi duran rütbe makam bilgi vs kültür üzerinden bir şeyler diyebilir. Boşverin geçin derim. Yine sizler bilirsiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder