Makbul Yoksunluk
Samuel Stouffer İkinci Dünya Savaşı sırasında "görece yoksunluk" diye bir terim attı ortaya. Bu terimi akılda kalıcı bir örnek ile anlatabilirim.
Ayşe Ali ile evlenmiş düğün yapmıştır lakin Ayşe'nin tüm arkadaşları Ali'ye göre daha zengin bir koca ile evlenip balayına çıktığı zaman Ayşe mutsuz olacaktır. Çünkü Ayşe kendinden daha kötü durumda olanları örneğin kaçarak evlendiği için düğün yapamayan çiftleri veya zorla evlendirilen kızları kendi ile kıyas etmeyecektir; kendini kendi kız arkadaşı grubu ile kıyas etmiştir. Bu durum Ayşe ve Ali arasında tatsızlık çıkaracak belki de boşanmalarına sebep olacaktır. Bu duruma Ayşe'nin düğün konusunda görece yoksunluğu diyebiliriz.
Bizim mutsuzluk kaynaklarımızdan biri de kendimizi daha iyilerle kıyaslamaktır. Hele ki bu örnekler yakın çevremizde çokça varsa. Bu kaynağı kurutmadan mutlu olmanız mümkün değil.
Peki ne yapacağız? Öncelikle kendi yaşantınızda kıyasladıklarınıza göre iyi yönleri bulmanız gerekir. Ayşe'den devam edersek. "Ben evliliğimi seviyorum çünkü Ali diğer kocaların arkadaşlarıma değer verdiğinden bana daha fazla değer veriyor. Ben evliliğimi seviyorum çünkü Ali ile diğer çiflere göre daha güçlü bir bağımız var." Bunu kendimize hatırlatmamız gerekiyor.
İkinci olarak ise bizden daha kötü olanlara bakmamız gerekiyor. Bu iki özellik hem iş hayatında hem de sosyal hayatta sizi hayata tutunduracak bir sırdır.
Altı yıl önce Güney Kore'ye gezmeye gittiğimde iş yerlerindeki bir özellik dikkatimi çekmişti. Bina otuz katlı ise otuzuncu kata en çok kazanan; birinci katta en az kazanan şirketler duruyor. Birinci kattaki bir şirketin cirosu ikinci kattaki şirketleri geçerse ikinci kattaki en düşük cirosu olan şirket birinci kata yerleşiyor birinci kattaki şirket ikinci kata yerleşiyor. Beş yıldır 29.katta kaldığı için bir şirket sahibi pencereden atlamıştı. Altındaki 28 katı görmektense üstündeki bir katla kendini kıyaslamıştı.
Hepinize görece yoksunluktan uzak bir hayat diliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder