Eşref Armağan


Yukarıda gördüğünüz -inşallah en aşağıya düşmemiştir - resim pahalı bir resim. Evet çok da özene bezene bir klasik resim gibi durmuyor. Peki yanındaki imzayı tanıyor musunuz? Eşref Armağan. Türkiye’yi Dünya'da temsil eden ressamlardan biri. Bu ressamın özelliği görme engelli olması. İlk duyduğumda mozart gibi sonradan olduğunu düşündüm ama doğuştan görmüyor. 

Hikayesini Ahmet Şerif İzgören çok güzel anlatmış. Aynen aktarıyorum. "Yıl 1956. Doğuştan görme engelli çocuk daha üç yaşınday­ken dünyayı merak etmeye başlar. O kadar meraklıdır ki eline geçen her şeyi gören insanlara sorar. O objenin nasıl durduğunu, rengini, üzerindeki detayları ve ne işe yaradığını öğ­renmek ister. On iki yaşındayken kelebek çizmek ister. Bir yaz günü babası­nın soba dükkanına iner. Babası tavanda bir kelebek olduğunu söyler. Çocuk kelebeği yakalamasını ister ancak kelebeği yakalasa bile eline veremeyeceğini söyler babası. "Neden baba?" diye sorunca "O kadar nazik, inceler ki eli­ne verirsem öldürebilirsin, zaten kısacık ömürleri var" yanıtını verir babası. Çocuğa kırtasiyeden boyama kitabı almayı teklif eder. "Babam kitabı aldı. Aldıktan sonra kitabın yapraklarındaki çizimleri kesti, onu düz tahtanın üzerine koyup çivi ile parmağımın anlayabi­leceği şekilde çiviledi. Parmaklarım ile boyutunu, şeklini anlamaya çalıştım. Çizdim ama sıra boyamaya geldi. Devamlı babamı çağırıyordum çünkü renk nasıl bir şey bilmiyordum. Fakat neyin ne renkte olduğunu ezberlemeye çalıştım. Ba­bam kalemlerimi öyle bir sıraladı ki ben hangi sırada hangi rengin olduğunu ezberledim." Şimdi koyun kendinizi o babanın yerine, doğuştan görme engelli çocuğunuz geliyor ve "ben resim çizeceğim" diyor. Şimdi o yaşam koçuna söylesen bunu, eğitimci profesöre, siz çok eğitimli ebeveynlere "Sen hiç görmedin nasıl ressam olacaksın? Bak bu alanda bu kadar rakibin var, onlar görüyor­lar. Onlar ressam olur, sen yeteneklerine, niteliklerine uygun bir iş yap. Senden ressam olmaz" falan dersiniz. Küçük Eşref büyük bir azimle resim yapmaya başlar, güzel boyuyordur ancak çizimlerine boyut veremiyordur; gölge, ışık kullanması gerektiğini söylerler. Eşref gölge vermeyi de dener resimlerine ve ilk resmini göstermek için babasının yanına gider. "Kendimce denemiş gururla babama göster­meye gitmiştim. Bana iki adet kırmızı elma çizdiğimi söyledi ama onun biri gölgeydi. Elmanın gölgesi hangi renk olurdu? Bana cisim hangi renkteyse gölgesinin o rengin koyusunun olduğunu söyledi. Bunu da çözdükten sonra insanlar resim­lerimde perspektif olmadığını söyledi. O ne demekti? Bana birinin bunu çizmesi lazımdı. O zaman çaresiz kaldım." Sonra hemen Marmara Üniveırsitesi'nde bir resim öğretme­ninin yanına gidip yardım ister genç çocuk. Üniversitedekiler şaşırırlar ama yardımcı da olurlar. O çocuk büyüdü, şimdi hakkında belgeseller yapılıyor. Do­ğuştan görme engelli olup da parmak uçlarıyla dokunup, üç boyutlu düşünüp çizebilen bir ressam. Harvard Üniversite­si profesörleri üzerinde çalıştılar. Toronto Üniversitesinden Dr. John Kennedy'nin ders konularından biri bu yetenekli insan. Discovery Channel, "Gerçek Süper İnsanlar" belge­selinde Eşref Armağan'ı dünyadaki süper insanlardan biri olarak gösterdi. Volvo'nun tamamen yenilenmiş S60 adlı arabasını, tanıtımı bile ya­pılmadan Eşref Armağan çizdi.

Etken sizce sadece çocuğun yeteneği mi? Bence babanın desteği. Hepinize önce kendinize sonra ailenize ve çalışanlarınıza destek olacağınız bir hayat diliyorum.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaju

Travmalar

Politika ve Doktorluk